TİK BOZUKLUKLARI ve TOURETTE SENDROMU
Tikler ani, hızlı, tekrarlayıcı, istemiz veya yarı istemli, ritmik olmayan ilginç olarak nadiren uykuda gece de olabilen hareketler (ayırıcı tanı epilepsi eğer gece de oluyorsa) veya ses çıkarmalar (vokalizasyonlar-vokal tikler) olarak tanımlanır. Geçici olarak baskılanabilirler ama bu sırada içsel gerilimde artış sıklıkla eşlik eder.
Yarı istemli ve kısa süreli baskılanabilir olmaları istemli olarak yapıldıkları anlamına gelmez. Bundan dolayı çocuk veya ergenler kesinlikle bu konuda uyarılmamalıdırlar. Gene aileler bu durumu strese bağlasalar da nasıl deri hastalıkları, kekeleme stresli durumlarda artarsa tikler de stresli durumlarda artabilir, bu durumun sadece psikojenik değil nöropsikiyatrik bir tablo olduğunu gösterir. Tik bozukluklarında ister daha kısa sürsün, ister daha kronik olsun yani uzun sürsün beyin morfolojisi ve beynin işlevlerinde belirgin farklılıklar gösterilmiştir, stres sadece tetikleyici bir etmen olabilir ve stresten arındırılmış bir Dünya’da yaşamak maalesef mümkün değildir.
Gene son yıllarda araştırmalar sanılanın aksine çocuklarda çok sık görülen (yaşam boyu görülme sıklığı %20, bazı çalışmalarda daha fazla, genellikle okul öncesi ve ilkokul döneminde) 1 ay-1yıl arası devam eden “gelip geçici tik bozuklukları”nın o kadar da geçici olmadığı azalsa ve işlevselliği bozmasa bile yıllarca hafif düzeyde devam ettiğini ve hatta daha ağır bir tik bozukluğu olan Tourette sendromunda görülen daha sonra bahsedilecek eş tanıların da (DEHB-ADHD, OKB..) daha hafif bir bozukluk olan bu durumda da görülebileceğini göstermektedir. Özellikle kısa süreli tiklerin kronikleşmesinde anksiyete bozuklukları ve otistik silik özelliklerin bulunmasına daha sık rastlanabilir.
Son yıllarda gelip geçici tik bozukluğunun (1 yıl altı süren) tanı geçerliliğinin azaldığı ve hafif de olsa genelde 1 yıldan uzun süren kronik motor ve vokal tik bozukluklarına ya da daha sonra bahsedilecek Tourette sendromuna dönüştüğü düşünülmektedşr.
Gene alerjik riniti olanlarda geçici motor tikler; astım artı alerjik rinit ve motor tikleri olanlarda ses çıkarma tiklerine de sıklıkla rastlandığı bildirilmiştir. Beyinde hipokampüs hacmi daha büyük olanların “gelip geçici tik bozuklukları”nın daha fazla kronikleştiği bildirilmiştir.
Tikler genellikle artma ve azalma ile giden, nöbetler şeklinde gelebilen, yoğunluk, sıklıkları, karmaşıklıkları, sayıları çok değişkenlik gösterebilen durumlardır. Öncesinde ani istek hissi -urge – duyusal fenomen- o vücut bölgesinde bir huzursuzluk sıklıkla eşlik eder. Haz alma sıklıkla görülmez ama rahatlama hissi görülebilir. Tourette sendromu dahil tik bozuklukları en sık 5 ve 6 yaşlar civarında olmak üzere çocukluk döneminde başlar. Tourette sendromu kronik yani 1 yılı aşkın süredir devam eden motor ve vokal tikleri kapsar. Tanı her ne kadar klinik olarak konulsa da, tanının konulması bazı durumlarda oldukça gecikebilir, bu da hem tiklerin hem de bu duruma sıklıkla eşlik eden yıkıcı sonuçları olan iki bozukluk olan dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) ve obsesif-kompülsif bozukluğun (OKB) tedavisini gecikterebilir, bozabilir. Bu durum psikososyal gelişim ve çocuğun ve ailenin yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyebilir
Tik tiplerini ve karakteristiklerini ve ayrıca tiklerle ilgili terminolojiyi şöyle özetleyebiliriz
- Motor: istemli olarak kasların kasılması, farklı kas ve kas gruplarını tutabilir
- Vokal: burun, ağız, boğazdan, ses tellerinden hava hareketi yolu ile ses üretme
- Duyusal fenomen: tik öncesi o bölgede hissedilen duyusal farklılık, huzursuzluk, karıncalanma…
- Stimulus/uyaran ile ilişkili: içsel veya dışsal uyaranlara ikincil olan tikler (görsel, vokal, taktil veya zihinsel)
- Bloke etme: motor veya vokal tiklerin bilinçte değişiklik olmadan istemli eylemleri engelleme ya da bölmesi (konuşma ya da yürüyüşün, duruşun bozulması, kekeleme benzeri bulgular gibi…)
- Basit: bir kas ya da tekli kas grubu ile sınırlı tik (göz kırpma, burun oynatma, dil çıkarma) ya da anlamsız sesler çıkarma (mırıldanma, boğaz temizleme, burun çekme, öksürmek, havlamak..)
- Kompleks / karmaşık: Birden fazla kas grubunu tutan tikler (eşyalara ya da insanlara tekrarlayıcı dokunma, uygunsuz hareketlerde bulunma / kopropraksia; diğerlerini taklit etme / ekopraksi; karmaşık vokal tikler uygun olmayan kelime ya da deyimlerin tekrarlanması / koprolali; diğerlerini papağan gibi tekrarlama / ekolali; kendi söylediklerini tekrarlama / palalali
- Klonik: 100 milisaniyeden daha az süren tik
- Distonik: 300 milisaniyeden daha fazla süren tik, tekrarlayıcı anormal postür alma, distonideki gibi
- Tonik: 300 milisaniyeden daha fazla süren tik, kasılmanın oldukça uzun sürmesi (örneğin sırt kaslarında) ama diğer anormal duruşların görülmemesi
- Tourette Sendromu: 1 yılı aşkın süre aynı anda olmasa da en az iki motor tik ve bir vokal tikin bir arada bulunması (3 aydan daha fazla tiksiz dönem olmamalı)
- Kronik motor tik bozukluğu: 1 yılı aşkın sürede motor tikin bulunması (3 aydan daha fazla tiksiz dönem olmamalı)
- Kronik vokal tik bozukluğu: 1 yılı aşkın sürede vokal/sesli tikin bulunması (3 aydan daha fazla tiksiz dönem olmamalı)
- Gelip geçici tik bozukluğu: 1 yılın altında devam eden tikler (minimum 1 ay) (artık sanıldığı kadar gelip geçici olmayabilir, son yıllarda tiklerde kronikleşmenin daha fazla olduğu gösterilmektedir)
SIKLIK, GENETİK GEÇİŞ
2022 yılından bir gözden geçirmeye göre Tourette sendromu toplumun %0.3 ila %1 kadarını etkilemektedir. Tikler baskın olarak 18 yaş öncesi genç insanlarda artan ve azalan karakterde görünürler. Çocuk ve gençlerde 3:1 ya da 4.3:1 oranlarında erkek baskınlığı olsa da, yetişkin Tourette sendromlu olgularda erkek baskınlığı azalır.
Son tanı kriterlerini kullanan epidemiyolojik çalışmalara göre okul çocuklarında Tourette sendromu sıklığı %0.4 ila %1.5, kronik tik bozuklukları sıklığı %0.9 ila %2.8 arasında değişmektedir. Erişkinlerde Tourette sendromu prevelansı 1/1000 sıklıkta olabilir.
Tik bozukluklarına özellikle de Tourette Sendromuna OKB ve DEHB sıklıkla eşlik eder. Bu tanılarla Tourette sendromuna eşlik eden diğer davranışsal bozulmalar da (dürtü kontrol sorunları, dürtü kontrol bozuklukları, anksiyete, duygu durum bozuklukları, erken çocukluk dönemi hiperkinezisi) eklenince Tourette sendromunda yaşam boyu komorbidite oranları %90’a kadar çıkmaktadır. Hatta nadir rastlanılmayacak bu eş tanılar tik sorunlarını gölgelemeye başlayabilirler.
Tourette sendromunun kalıtılabilirliğinin %28 ila %56 arasında olduğu düşünülmektedir. Tourette sendromu ile ilişkilendirilen genler CNTN6 (Contactin 6), NRXN1 (neurexin 1), SLITRK1, HDC (histidin dekarboksilaz) olarak sıralanabilir. Bu genler otizm, şizofreni ve bir çok başka psikiyatrik bozukluklarla da ilişkilendirilmektedir. Son yıllarda öne çıkan 13. kromozom üzerindeki FLT3 geni üzerinde daha fazla araştırma yapılmasına ihtiyaç vardır.
GİDİŞAT, GİDİŞAT BELİRLEYİCİLERİ VE EŞ TANILAR
Tourette sendromunda ortalama başlangıç yaşı 5 olsa da %40 olguda daha erken başlangıç da bildirilmektedir. Çocuk ve ergenlerde artan ve azalan bir patern yaygın olsa da erişkinlerde daha debil-şiddetli seyreden kronik, stabil bir kötü gidişat sıklıkla tabloya eşlik eder.
Tourette sendromunda kronolojik yaşa göre öncelikli olarak okul öncesi hiperaktivite, hiperkinezi, dürtüsellik (erken çocukluk dönemi aşırı hareketlilik bozukluğu..), sonra tikler ve DEHB tanısı ve en son olarak da OKB ortaya çıkar. Genellikle kalıcı olan ve yaşam boyu sorun yaratan durumlar DEHB ve özellikle OKB tanıları olabilir.
Karmaşık tikler, basit tiklerden sonra; vokal tikler, motor tiklerden sıklıkla 1 veya 2 yıl sonra ortaya çıksa da, bir çok olguda da vokal tikler önce başlayabilir.
Birçok hasta için tikler açısından en kötü dönem 8-12 yaş aralığıdır. Bundan sonra tiklerde azalmaya çok sık rastlanır. 10 yaş öncesi tik bozukluğu deneyimlemiş kişilerin %80’de ergenlik boyunca tik sıklık ve ağırlığında belirgin bir düzelme gözlenir. 18 yaş gibi halen tikleri devam edenlerin arasında bile birçoğunda işlevselliği bozmayan çok hafif tikler kalmıştır, maalesef bir alt grupta erişkinlikte Tourette sendromu çok ağır seyirle seyretmeye devam eder.
Tourette sendromu olan bireylerin %22 ila %66’da obsesyonlar ve kompülsiyonlar bulunur. DEHB eş tanısı ise %55-60 aralığındadır. Özellikle simetri ve tam olma hissi ile ilişkili takıntılara Tourette sendromunda daha sık rastlansa da kontrol, düzenleme ve yıkama takıntılarına da nadir rastalanılmaz. İlginç olarak istifleme davranışının, Tourette sendromu, OKB ve DEHB ile ortak genetik çakışması söz konusudur.
Tourette sendromuna eşlik eden DEHB olgularında huzursuzluk, kıpır kıpırlık ve hiperaktiviteyi bazen tiklerden ayırmak zor olabilir. Tourette sendromuna DEHB eşlik ettiğinde OKB, anksiyete-kaygı bozuklukları, öfke kontrol sorunları, duygu durum bozuklukları, kişilik bozuklukları, dürtü kontrol bozuklukları sıklığı da artar.
Daha ağır OKB ve şiddetli DEHB eş tanısı olmasının erişkinlikte ağır gidişatlı Tourette sendromu ile ilişkili olup olmadığına dair daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.
Pediatrik OKB’deki tik semptomları bir çok çalışmada 20 ila 59% arasındadır. Bazı klinisyenler OKB’yi “tikle ilişkili OKB” ve “tikle ilişkisiz OKB” diye ayırırlar. Tikle ilişkili OKB daha erken başlangıçlıdır, oğlan çocuklarında daha sıktır ve SSRI’lara (seçici serotonin geri alım inhibitörleri) tek başına daha az yanıt verir. Saf OKB’lilerin aksine, Tourette Sendrom tanısı olan OKB olgularında saldırganlık obsesyonlarıyla ilişkili dürtü kontrol sorunları olabilir. Gene tik ve Tourette sendromu ile ilişkili OKB’si olanlarda DEHB, trikotillomani, beden dismorfik bozukluğu, sosyal fobi ve bipolar afektif bozukluk riski daha yüksektir. Tik bozuklukları ile giden OKB’lilerde duyusal fenomen, vücutsal duyum, somatik obsesyon, iç ses, şiddet-agresyon ve cinsellikle ilgili girici tarzda görüntü ve düşünceler, sayma, biriktirme-istifleme, tekrarlayıcı davranış, dokunma, sürtme, tik benzeri kompülsif davranış, tam-doğru olduğunu hissetme zorunluluğu algılarına daha sık rastlanır. Tourette sendromu artı OKB’de öfke kontrolsüzlüğü ve impülsivite-dürtüsellik-agresyon-şiddette başvuru sıktır.
Tourette Sendromu olan bireylerde özellikle OKB eş tanısı varlığında otistik özelliklere daha sık rastlanıyor olabilir. OKB ve DEHB eş tanı olarak birlikte bulunuyorsa çoklu nörogelişimsel bozukluk veya çoklu nöropsikiyatrik etkilenmeye bağlı otistik özellikler de daha sık olabilir.
Tourette sendromu ve tik bozukluklarında epizodik dürtü kontrol sorunları ve öfke kontrol sorunlarına (öfke atakları) %25 ila %75 arasında yani normal topluma göre daha sık rastlanır. Bazen agresyon-zarar verme obsesyonlarına da (birine vurma isteği, birine acaba vurur muyum?) Tourette sendromunda rastlanabilir. Öfke atakları DEHB, eş tanı olarak bulunan otizm spektrum bozukluğu, otistik özellikler, duygusal dengesizlik, afektif disregülasyon, duygusal düzenleme bozukluğu, yıkıcı duygu durum bozukluğu ve OKB ile de ilişkili olabilir.
DEHB Tedavisi ve Tikler
DEHB’nin metilfenidat gibi stimülanlarla tedavisinde tik ortaya çıkma olasılığı daha fazla olsa da, DEHB tanısı olan bireylerde de ilaç kullanılmasa da tiklerin görülme sıklığının, sağlıklı çocuk ve ergenlere göre daha fazla olduğu unutulmamalıdır. Yani ailenin tik gelişiminin kesin kez ilaç kullanımı ile ilişkili olmadığını bilmesi de gerekir. DEHB tedavisinde stimülanlarla tik ya da tikler ortaya çıkarsa en az 3 ay izlenmeli, eğer tik şiddeti fazla ama hasta stimülanlarla DEHB tedavisinden ileri derecede yararlandıysa, aile ile ortak karar vererek devam eden tedaviye risperidon, aripiprazol gibi antipsikotikler ya da maksimum 4 mg olacak şekilde alfa-2 agonist guanfasin tedaviye eklenebilir. Aksi halde atomoksetin ya da guanfasin tedavisine geçilebilir. Yalnız atomoksetinin de nadir de olsa tik gelişimi yapabildiği unutulmamalıdır. Tourette sendromu ya da tik bozuklukları olanlarda metilfenidat gibi psikostimülanlar için kontraendikasyon bulunmamaktadır yani kullanım için kısıtlama yoktur ama tedaviye atomoksetin ve belki de guanfasin (guanfasin hem tik, hem DEHB bulgularına iyi gelebilir) ile başlamak iyi olabilir fakat tedavide metilfenidatın daha iyi geleceği düşünülüyorsa (özellikle DEHB ağırlığı çok fazla ve tiklerin işlevselliği bozması az ise) metilfenidat da başlanabilir, aynı anda veya daha sonra yanına antipsikotik ya da guanfasin eklenebilir (tiklerin artıp artmamasına veya bazal tedavide tik ağırlığına bakarak).
Kompülsif tikler / tik benzeri davranışlar ve dürtüsel-impülsif tikler
Karmaşık-kompleks tiklerin kompülsif bir doğası olabilir ve hedefe yönelik davranışlar ve OKB benzeri davranışlardan ayırmak güç olabilir. Özellikle bir tik “tam şimdi oldu” (just-right feeling) hissi başarılana kadar tekrarlanıyorsa ayırıcı tanı zor olabilir. Bu doğadaki sık görülen kompülsif tikler içinde tekrarlayan dokunma, vurma, bir şeyin önce yarısını yapma sonra diğer yarısını yapma gibi durumlar sayılabilir. Bazı bireylerde kompülsif tikler ya da tik benzeri kompülsif davranışlar sıklıkla zarardan kaçınma ile ilişkili kaygı tarafından yönetilen endişeyi nötralize etmek için yapılırken birçok olguda ise kaygı ya da endişeden ziyade tam oldu/tam olma hissi ile ilişkili duyusal huzursuzluğu doyurmak için yapılırlar. İlginç olarak Tourette sendromundaki tam olmama hissine eşlik eden simetri obsesyon ve kompülsiyonları ile tik öncesi ani yapma isteği veya duyusal fenomen arasında paralellik bulunmuştur
Kendine zarar verici davranışlar
Tik bozukluklarında ve Tourette sendromunda kendine zarar verici davranışlar OKB veya obsesif-kompülsif semptomlardan ziyade dış dünyadan gelen provakatif uyaranlara yanıt olarak ortaya çıkan karmaşık-kompleks tikler ve koprofenomeni (yani kültürel açıdan uygunsuz hareketler içeren tikler-kendine vurmak, tükürmek, küfür etmek-koprolali…gibi) olarak ortaya çıkarlar. Yalnız şunu da unutmamak gerekir ki tik bozuklukları ve Tourette sendromunda kendine zarar verici davranışlar sadece tiklerle ilişkili olmayabilir örneğin DEHB eş tanısı varsa dikkatsizlik, kazalara yatkınlık, korkusuzluk, hiperaktivite, temkinli olmama nedeni ile ortaya çıkabilir ya da otizm spektrum bozukluğu ya da OKB eş tanıları varsa öfke ataklarına ikincil olabilir, OKB eş tanısına bağlı aşırı el yıkama ya da kendini aşırı temizleme (çamaşır suyu kullanma el temizliği için mesela) nedeni ile deri lezyonları ortaya çıkabilir.
Tourette Sendromunda Yaşam Kalitesi
Tik bozukluğunun şiddeti ve süresi arttıkça bireylerde akademik, sosyal, iletişimsel, ailevi, mesleki ve diğer alanlarda işlevsellik ve yaşam kalitesinde düşme görülür. Gene daha uzun süren OKB ve DEHB eş tanıları da işlevsellik ve yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyebilir. OKB’ye eşlik eden depresyon ve anksiyete-kaygı da yaşam kalitesini oldukça bozmaktadır.
Nöropsikolojik etkilenme
Özgül öğrenme bozukluğuna özellikle matematik (diskalküli) ve yazı yazma (disgrafi) alanında olmak üzere Tourette sendromunda daha sık rastlanıyor olabilir ayrıca motor hareket bozuklukları ve görsel algılama bozuklukları da daha sık olabilir. Bir Danimarka çalışmasında sözel olmayan IQ Tourette sendromunda daha düşük bulunmuştur. DEHB ve OKB varlığında daha sık olmakla birlikte Tourette sendromunda özellikle baskılayıcı kontrolde (dürtüsellikle sonuçlanabilir) ve bilişsel esneklikte (obsesif-kompülsif-otistik bulgular, sosyal ilişki sorunları, öfke atakları ile ilişkili olabilir) olmak üzere yürütücü işlevlerde sorunlar bildirilmiştir. Yürütücü işlev sorunları akademik zorluklara yol açabilir. Ayrıca Tourette sendromunda sürdürülebilir dikkat, işleyen bellek-çalışma belleği, kısa süreli bellek, farkında olmadan öğrenme, prosedürel-alışkanlıkla öğrenme, sosyal biliş, sosyal kavramada zorluklar bildirilmiştir. Tiklerin süresi uzadıkça ve erişkinliğe sarktıkça bu bilişsel-zihinsel bozulmalar maalesef daha belirgin hale gelirler ve hayatı ileri derecede olumsuz etkilerler.
AYIRICI TANILAR
Ayırıcı Tanı 1) Diğer hiperkinetik hareket bozuklukları
Atipik ve farklı klinik özellikler gösteren olgular distoni, miyokloni, kore, epilepsi, blefarospazm, nörodejeneratif hastalıklar, Wilson hastalığı açısından değerlendirilmelidirler, gerekirse nöroloji görüşü istenmelidir.
Ayırıcı Tanı 2) Stereotipiler
Stereotipilere daha çok otizm spektrum bozukluklarında ve diğer zihinsel sorunlarda daha sık rastlanır, daha istemli ve daha ritmik görünürler, daha uzun sürme eğilimindedirler, ekstremite yani uzuvlarda daha sık olabilirler, kişi daha haz alıyor gibidir, genellikle tiklere göre daha küçük yaşlarda başlar (mesela otizmde sıklıkla hayatın ilk yıllarında daha sıktır mesela 0-3 yaş gibi, daha sonra tik bozukluklarının arttığı yaşlarda daha azalma eğilimi gösterirler). Hem tikler hem de stereotipiler dikkat dağıtılınca azalabilir ve kısa süreli baskılanabilir ama tiklere nadiren uyurken rastlanırken, stereotipilere uykuda neredeyse hiç rastlanmaz.
Ayırıcı Tanı 3) İşlevsel Hareket Bozuklukları ve Vokalizasyonlar (İşlevsel Tik Benzeri Davranışlar-İTBD)
2020 yılında pandemi döneminde tüm Dünya’da özellikle Kuzey Amerika, Avrupa ve Avustralya’da özellikle kız olmak üzere ve gene özellikle ergen ve gençlerde hızlı başlangıçlı, sıklıkla ağır seyreden tik benzeri davranışlar ortaya çıktı. Bu durum tik bozuklukları ve Tourette Sendromu ile aniden ortaya çıkıp, çok ağır olgular olmaları nedeni ile uyumlu görünmüyordu. Bu durumun global olarak sosyal medya aracılı sosyal modelleme ile ortaya çıkan işlevsel nörolojik bir bozukluk (yani istenilerek yapılan bir durum-konversiyon benzeri yapay bir durum) olduğu kanaatine varıldı. Pandeminin tetiklediği depresyon ve anksiyete bulguları ile de ilişkili olduğu düşünüldü
Avrupa Tourette Sendromu Çalışma Grubu 2022’de İşlevsel Tik Benzeri Davranışlar (İTBD) İçin Tanı Kriterleri Belirledi; Kesin tanı için 3 majör kriter olmalı, Olası İTBD tanısı için 2 majör ve 1 minör kriter olmalı
İşlevsel Tik Benzeri Davranışlar (İTBD) İçin Tanı Kriterleri;
Majör Kriter 1: ilk bulgu başlangıç yaşı 12 yaş ve üstü olmalı
Majör Kriter 2: bulguların çok hızlı başlaması ve ilerlemesi (saatler ve günler içinde) (aile ve genç semptomların başladığı gün ve haftayı direkt belirtebilirler) (sıklıkla bir iki hafta içinde pik noktasına ulaşır) (başlatıcı bir olay ardından olabilir ve durum git gide kötüleşmiştir)
Majör Kriter 3: Fenomenoloji; aşağıdaki 9 fenomenolojik bulgudan en az 4’ü olmalı
- Çoklu tik benzeri hareketler/vokalizasyonlar, çoğu kompleks karmaşık tikler
- Aynı tik benzeri davranış farklı şekillerde üretilebilir
- Motor tik benzeri davranışlar karmaşık kol ve el hareketlerini içerebilir; göğüse-başa vurma,vurma, tıkırdatma, diğerlerine vurma, işaret dili ile anlaşır gibi konuşma, eşyaları fırlatma, uygun olmayan ayıp hareketlerde bulunma, düşme veya donma atakları. Bu motor davranışlar çevresel durumla ilişkili olabilir veya saldırganca veya “balistik” (aşırı hızlı ani hareketler, atmalar) olabilir kişinin kendisine ve başkalarına zarar vermesine yol açabilir
- Motor tik benzeri davranışlar tipik olarak yukarıdan aşağı olarak evrilmezler
- Vokal tik benzeri davranışlar bağlamla ilişkili veya ayıp, gücendirici birçok kelime veya cümleyi içerebilir
- Tik benzeri davranışlar popüler kültürel etkenlerden / veya kişinin etrafındaki diğer kişilerden etkilenilerek oluşturulmuştur
- Kişinin semptom sıklığı aşırı değişkenlik gösterir semptomların %100 olmadığı saatler veya aşırı olduğu belli zaman ve durumlar vardır
- Tik benzeri davranışlar çeşitlilik bakımından aniden, çok hızlı bir şekilde değişirler, yeni yeni tikler ortaya hızla çıkar
- Muayene sırasında İTBD’ler artar
Minör Kriter 1: psikiyatrik bulgu ve tanıların eşlik etmesi; anksiyete, depresyon baskınlığı, kendini kesme gibi suisidal olmayan kendine zarar verme davranışları, intihar düşünceleri, presipitan/başlatıcı travmatik-stresli yaşam olayları, sosyal ilişkilerde zorlanmalar
Minör Kriter 2: O an olan veya geçmişte olan diğer işlevsel nörolojik semptomların yani konversiyon, istemli bayılma, istemli felç benzeri durumlar veya somatoform bozuklukların (psikojenik karın ağrısı, irritabl barsak sendromu) varlığı.
Ayırıcı Tanı 4) Somatik-Tıbbi Durumlar
Tik benzeri davranışlara yol açan durumlar; oftalmolojik-gözle ilgili durumlar, kuru göz sendromu, konjunktivit, göz enfeksiyonları, alerjik durumlar, astım, sinüzit, postnazal akıntı, gastroözefageal reflü, epilepsi, tonik-klonik kekeleme olarak sıralanabilir.
TAKİP VE TEDAVİ
Daha önce de bahsedildiği gibi tiklerin artık çoğu zaman gelip geçici olmadığı azalmakla beraber uzun yıllar devam etme olasılıklarının sanılanın aksine oldukça sık olduğu son araştırmalarla ortaya konmuştur. Tiklerin tedavisinde davranışçı yöntemler ve ilaç tedavileri ön plana çıkar. Çocuk ya da ergenin uyarılması, dikkatinin çelinmeye çalışılması hiçbir işe yaramaz.
Tik bozukluğunun sadece takip edilip edilmeyeceği, tedavi edilip edilmeyeceği ve nasıl bir tedavi olacağı kişinin yaşı, tiklerin sayısı, süresi, sıklığı, basit ya da karmaşık olup olmadıkları, işlevselliği ne kadar etkilediği, benlik saygısını azaltıp azaltmadığı, zorbalık maruziyetine ve damgalanmaya yol açıp açmadığı, self-stigmatizasyon yani kişinin kendini damgalayı damgalamadığına, motor ve vokal tiklerin bir arada bulunup bulunmadığına, kişinin yaşamını ne kadar etkilediğine, insanlar arası ilişkileri ve iletişimi nasıl etkilediği ve bir çok parametreye göre değişebilir.
Davranışçı yöntemler arasında “habit reversal training” yani “ alışkanlığı-davranışı tersine döndürme tedavisi” öne çıkar. Burada tik yerine başka daha uygun karşılanabilecek bir hareket yapması hastadan istenir. Bu sanıldığı kadar kolay değildir, önce farkındalık kazanma, izleme gibi aşamaları vardır ve yöntemi iyi bilmeyen birisi tarafından uygulanırsa yarardan çok zarara da yol açabilir.
İlaç tedavileri çocuk ve ergenlerdeki tik tedavilerinde oldukça etkili olabilirler ve genellikle önerilirler. Yetişkin dönemde bir alt grup ise bu tedavilere de maalesef iyi yanıt vermezler. Atipik bazen klasik antipsikotikler ve ülkemizde de yeni piyasaya çıkan guanfasin gibi alfa 2 agonistleri tik tedavisinde kullanılabilirler.
