ÖZEL GEREKSİNİMİ OLAN ÇOCUK VE ERGENLERDE CİNSEL GELİŞİM VE CİNSEL EĞİTİM, CİNSEL HAKLAR VE DİĞER SORUN ALANLARINA YAKLAŞIM
Cinsel gelişim; sadece hormonal sistem değil beyin gelişimi ile de yakından ilişkilidir. Örneğin Asperger sendromu, yüksek işlevli otizmde gender dyspohria / cinsiyet disforisi / cinsel kimlik bozukluğu, aseksüel davranış, gender fluidity (otobiyografik bellek zayıflığı nedeni ile yakın görülen stereotip cinsel kalıpsal, kimliksel davranışlarını-model alma), cinsel yönelim varyasyonlarına daha sık rastlanır.
Cinsel kimlik, yönelim ile ilişkili kafa karışıklıkları bazen daha ağır psikopatolojiler ile de ilişkili olabilirler. Örneğin obsesif kompülsif bozukluktaki cinsel obsesyonlar, bipolar afektif bozukluk, şizofreninin erken prodromal dönemlerindeki bazı aşırı değerlendirilmiş cinsel obsesyonlar, saplantılar, parafili benzeri cinsel olarak uygun olmayan davranışlar (voyerizm-gözetlemecilik ve benzeri..), cinsel organla aşırı uğraş (yok olma, küçülme, büyüme, değişiklik gösterme), cinsel sağlık ile ilgili kaygılar (cinsel ilişkiye girmediği halde AIDS kaptığına dair düşünceler, sürekli test yaptırma), cinsel yönelimden emin olamama, bu konu ile aşırı uğraşı, kaygı, takıntılı aşık olma, birinin ona aşık olduğuna dair hatalı düşünceler gibi. Ergenlik döneminde bu tarz “obsesif kompülsif bulgular”, “gelişmekte olan şizofreni ve diğer psikotik bozukluklar, bipolar afektif bozukluğa yani prodromal—riskli olgulara Asperger sendromu, yüksek işlevli otizmi olan bireylerde daha sık rastlanabilir.
CİNSEL GELİŞİMİN KISA ÖZETİ VE ÖNEMLİ ZAMAN VE TERİMLER
Çekirdek cinsel kimlik: hangi cinsiyetten olduğunu anlama ile yakından ilişkilidir, 18-36 ay arası şekillenir
Cinsel rol davranışı: 2-3 yaş
Gender stability: 4 yaş civarı, cinsiyetin sabit-kalıcı olduğunu anlama
Gender constancy: psikolojik korunum ilkesi ile ilişkilidir, 6-7 yaş, davranış-kıyafet değişse de cinsiyetin değişmediğini kabullenme
ÖZEL GEREKSİNİMİ OLAN ÇOCUKLARDA GENDER DYSPHORIA – CİNSİYET HOŞNUTSUZLUĞU- CİNSEL KİMLİK BOZUKLUĞU
Cinsiyet disforisi (CD) veya Cinsel Kimlik Bozukluğu (CKB), doğumda belirlenmiş olan biyolojik cinsiyet ile bireyin yaşadığı/dışa vurduğu cinsiyet kimliği arasındaki uyuşmazlıktan kaynaklanır. Son dönemdeki çalışmalarda yüksek fonksiyonlu otizm, Asperger Sendromu veya geniş fenotip otistik özellikler ile CD-CKB birlikteliğine de vurgu yapılmaktadır. CKB-CD olan ergenlerde genel popülasyona oranla daha fazla OSB sıklığı ve takıntılı ilgilerde artış bildirilmektedir. CD-CKB olan olgularda yapılan son çalışmalarda OSB sıklığı %7 ve %9,4 aralığında belirtilmiştir.
FARKLI ÖZEL GEREKSİNİMİ OLAN KÜÇÜK ÇOCUKLARDA CİNSEL GELİŞİM
Zihinsel yetersizliği olan çocukların zihinsel olgunluk düzeyleri farklı olduğundan, ebeveynlerini model almaları, kendi akranlarından bilgi kazanmaları, gözlem yapmaları, uygun sosyal, cinsel davranış geliştirmeleri, deneyim kazanma şansları çok azdır. Ancak bu çocukların cinsel gelişim alanında da destek almaları gerekmektedir.
Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) olan çocuklardaki dil becerilerindeki yetersizlik, oyun kurmadaki eksiklikleri çocukların rol model almalarını yani cinsel gelişimin sosyal yönünü etkiler. Bu çocukları cinsel rol davranışları konusunda daha iyi yönlendirmek gerekebilir.
İşitme yetersizliği olan sözel dile sahip olmayan sağır çocukların konuşan, işaret dili bilmeyen çocuklarla arkadaşlık etmesi zordur. Buna rağmen sosyal gelişimleri akranları ile aynı düzeydedir.
CİNSEL EĞİTİM NEDİR?
Cinsel eğitim, bilgilendirme, tutum geliştirme, inançlar, değerler, ilişkiler ve mahremiyet konularını ele alan ve yaşam boyu süren bir süreçtir ve «cinsel gelişim», «cinsel sağlık» ve «üreme sağlığı», «kişilerarası ilişkileri», «sevgiyi», «samimiyeti», «şefkati», «beden imajını» ve «cinsiyet rollerini» kapsar
Cinsel eğitim ailede başlar, öğretmen, akran grupları, sağlık profesyonelleri, danışmanlar ve medya aracılığıyla devam eder. Cinsellik eğitimi sunan öğretmenin ön yargılardan arınması gerekmektedir. Cinsellik eğitimi sunmak özel eğitim öğretmeninin de görevleri arasındadır. Aynı şekilde ailelerin de ön yargılardan arınması önemlidir. Cinsellik eğitimi sunmak çocuklarının toplumsal kabulünü sağlamak adına önemlidir. Ailelerinin unutmaması gereken bu eğitimle bireyin sosyal izolasyondan kurtulup bağımsızlaşmaya doğru yol aldığı gerçeğidir.
Cinsel eğitim için çocukta olması gereken alt yapı: Çocuk, ana-babasına merak ettiği her şeyi sorabilecek; bir başka kişiyle tatsız bir olay yaşamış olsa bile kendisine inanılacağından emin olarak korkusuzca onlara açılabilecek bir güven duygusuna sahip olabilmelidir.
Cinsel eğitim için ebeveynlerde (büyüklerde) olması gereken alt yapı: cinsel eğitim verecek kişi cinsellikle ilgili paradigmalarının farkında olmalı; kendi cinselliğiyle barışık olmalı; eğitim için donanımlı olmalı; eğitimin ancak sorunsuz zamanda olabileceğini bilmeli; çocuk soru sorduğu zaman, bir sorunu olduğunda onu duyguları, düşünceleri, istekleri, değerleriyle olduğu gibi kabul ettiğini (Kabul onay değildir, anladığını, çocuğun dediğini tekrar etmeden kendi sözcükleri ile çocuğa anlatmaktır)gösteren bir dinleme becerisine sahip olmalıdır.
Cinsel eğitim programları cinsel gelişim dönemleri / bireysel gereksinimlerin çerçevesinde;
- İnsan bedeni,
- Cinsel kimlik,
- Toplumsal normlar,
- Kanuni normlar,
- Mahremiyet,
- Kişisel sınırlar,
- Güvenli-güvensiz cinsellik,
- Ergenlik,
- Flört etme,
- Evlilik,
- Üreme, hamilelik, korunma,
- Ebeveyn olma,
- Cinsel sağlık ve hijyen,
- Güvenli internet kullanımı,
- Siber zorbalık, sexting,
- Cinsel istismar ve cinsel istismarı bildirme gibi konuları kapsamalıdır: ÇİM (ÇOCUK İZLEM MERKEZLERİ VE ADLİ SÜREÇLER HAKKINDA BİLGİLENDİRME ve BU KONUDA ÖN YARGILARIN KONUŞULMASI).
OKUL ÖNCESİ DÖNEMDE CİNSEL EĞİTİM
Çocuklar 2-3 yaş civarında cinsel kimlik ve özel bölgeleri anlayacak duruma gelebilirler. Mahremiyet eğitimi, tuvalet eğitimi tamamlandıktan sonra verilebilir. Örneğin «tuvaletteysen kapıyı örtmelisin» gibi uyarılar yapılabilir. Mahremiyet konusunda rol model olabiliriz.
Bu yaş grubundaki çocuğun bedensel farklılıkları öğrenebilmesi için doğal yoldan gözlem yapmasının sağlanması, Ana-baba ile birlikte banyo yapmasının 4-5 yaşlarında bitirilmesi, cinsel davranışların ayıplanmaması, çocuğu suçlu hissettirmeyecek bir yaklaşımla ana-babanın, sevgi, şefkatle kendi sınırlarını çizmesi, çocuğa yol göstermesi, cinsel tacizden korunabilmesi için bedeninin ona ait olduğu, kendisi istemeden kimsenin dokunmasına izin vermemesi gerektiği, çocukla konuşurken cinsiyetine uygun iletiler gönderilmesi önemli noktalardır.
«iç çamaşırı kuralı»; çamaşır içinde kalan organların «özel bölgelerindir»
«sadece senin değil, başkalarının da özel bölgeleri vardır, toplum içinde o bölgelerimize çok dokunmayız, yanlışlıkla bile olsa biz de diğer insanların özel bölgelerine dokunmamalıyız, kimse istemedikçe o bölgelere dokunulmaz»
Ayrıca daha küçük yaşlardan itibaren ebeveynin çocuklarına cinsel bölgeler «özel bölge» diye söz edip, istismar konusunda onların bilgi sahibi olunması sağlanmalıdır. Bu çok hassas bir dengede yapılmalıdır!!!
Çocuğa «anne veya baba sadece banyo ve tuvalette senin özel bölgelerini görebilir», ayrıca «eğer birisi bakmak veya dokunmak isterse hayır demeli, bağırmalı ve kaçmalı, ne derse desin anne ve babana anlatmalısın» denilmelidir.
“ÖZEL BÖLGE” kavramının oturup oturmadığını arada sınamak gerekir; (resimler, bebek...)..
Gene yaş ilerledikçe; “Uygun olan ve olmayan dokunmalar”, “iyi dokunma”, “kötü dokunma” üzerinde çalışılabilir. Örneklerle açıklanır “öğretmenin karneni verirken herkesin içinde sana sevgi ile sarılmasında bir sakınca yok”.
Yaş büyüdükçe örnekler çeşitlendirilir (şefkatli dokunuş, erotik haz almak için dokunma farklıdır gibi..).
“Güvenlik Çemberi çalışması”
- Merkezde çocuk
- Etrafında yakınlık kurabileceği ebeveynler, akrabalar, öğretmenleri, arkadaşları, yabancılar gibi kişileri yerleştirdiği iç içe geçmiş çemberler çizilir.
- Her bir çemberin içindekiler renklendirilir
- Ayrıca bu çemberler renk, İngilizce baş harfleri ile 3T (talk-trust-touch), Türkçe’de ise «konuş-güven-dokun» seviyelerine göre gruplandırılır
- Örneğin çocuğa en yakın çember yeşil: anne-baba; yani özel bölgeler dışındaki bedene dokunmaya, öpmeye izin verilen, ayrıca sır olarak gizli konuların da konuşulabileceği en güvenilir kişilerdir
- Oyun parkındaki yabancılar ise kırmızı renkli gösterilir yani bedenine dokunması yasaklı kişiler olarak en dışarıdaki çemberde yer alır
- EBEVEYNLER 4 YAŞINDAN İTİBAREN ÇOCUKLARINA DOKUNURLARKEN ONLARDAN İZİN ALARAK BEDENİN KENDİNE AİT OLMA ALGISINI DESTEKLEMELİDİRLER.
- BU SAYEDE ÇOCUK BÜYÜDÜKÇE BEDENİNE DOKUNAN HERKESİN ONDAN ÖNCELİKLE İZİN ALMASI GEREKTİĞİNİ BİLİR, İZİN BEKLER VE İZİNSİZ DOKUNUŞLARDA RAHATSIZLIK HİSSEDER, KENDİNİ SAVUNMAYA GEÇER.
- 4 YAŞINDAN BÜYÜK ÇOCUKLAR EV İÇİNDE VEYA HERHANGİ BİR SOSYAL ORTAMDA ÇIRILÇIPLAK GEZMEMELİLERDİR.
- TEK BAŞLARINA SOYUNUP GİYİNMELİDİRLER
- BANYODA MAHREMİYET, “TUVALETTE BENDEN BAŞKASI OLMAMALI” BİLİNCİ; BANYO ÖZEL BİR ALANDIR.
- 4 YAŞINDAN İTİBAREN ÇOCUKLAR BANYODA DUŞ ALIRLARKEN VEYA TUVALETLERİNİ YAPARLARKEN YALNIZ OLMALIDIRLAR
- YALNIZ DUŞ ALMAKTA ZORLANAN ÇOCUKLARA DUŞ SIRASINDA EŞLİK EDEN EBEVEYN MUTLAKA HEM KENDİNE HEM DE ÇOCUĞUNA MAYO GİYDİREREK ÖZEL BÖLGELERİ SAKLAMALIDIR.
- TUVALET İHTİYACI GİDERİLİRKEN BAŞKALARININ BUNU İZLEMEMESİ GEREKTİĞİ ALGISI DA BU SAYEDE ÇOCUĞA KAZANDIRILMALIDIR.
ÖN ERGENLERİN CİNSEL EĞİTİMİ
- Ön ergenlik yaşının giderek küçüldüğü görülüyor ve ne yazık ki çocuklarda cinsel olgunluk bedensel ve duygusal olgunluktan önce gelebiliyor (bu özellikle kız çocukları için daha ciddi sıkıntılar getirebilir, beden reddi, yeme bozuklukları..),
- İkincil cinsel özellikler belirmeye başlayınca bedeninde olacak değişikliklerden söz edilmesi zamanının geldiği,
- Bu sohbetin babaların oğullarıyla, annelerin de kızlarıyla yapmalarının daha uygun olduğu; sorunsuz zamanda yapılan bu sohbetlerin içine değerlerin, arkadaşlardan edinilmesi muhtemel olan yanlış inanış, bilgilerin de girmesi gerektiği,
- Karşı cins önemli olmaya başladığı anda kendisini beğenmeyeceği,
- Bu nedenle iletişime çok önem verilmesi gerektiği,
- İki yıllık hazırlık döneminin sonuna doğru, adet görme, boşalmanın nasıl olacağı, bunu anlatırken de beklenen, sağlıklı doğal bir şey olduğu,
- Çocuklarımızı severken cinsel bölgelere değmemeye özen göstermek gerektiği,
- Mastürbasyon konusuna gerçekçi yaklaşıp çocukta kaygıya, suçluluk duygusuna neden olmamaya dikkat etmek gerektiği, bu dönemde de cinsiyetine göre konuşmanın, davranmanın önemi,
- Eşcinsellik korku yaratmamaya özen göstermek gerektiği dikkate alınmalı.
ERGENLERDE CİNSEL EĞİTİM
- Ön ergenliğin cinsellikle ilgili her şeyin merak edildiği, ergenliğin ise cinselliğin yaşanmaya başlandığı dönem olduğu,
- Bu nedenle ergenin riskli cinsel davranışlardan korunabilmesi için, güvenli cinsel davranışlarla ilgili bilinç oluşturmanın gerektiği,
- Çocukların arkadaşlarından edindikleri yanlış inanışların / bilgilerin saptanması ve ayıklanması,
- Gençlerde güvenli cinsel davranışlar yerleşene kadar cinselliği yaşamalarının ertelenmesinin sağlıklı olacağı düşüncesinin onlarda yerleştirilmesi,
- Eşcinsel yönelmenin de olası olduğunu kabul edip çocukların korkutulmaması konuları eğitimde göz önünde tutulmalı.
ÖZEL GEREKSİNİMİ OLAN ÇOCUKLAR VE ÇOCUKLUK ÇAĞI MASTÜRBASYONU (ÇÇM)
Otizm spektrum bozukluğu (OSB) ve zihinsel yetersizlik, bağlanma sorunları (bakım veren – çocuk ilişkisinde sorunlar, uyaran eksikliği, ihmal..) olan çocuklar kendini uyarma davranışlarına daha yatkın olabilirler.
Temporal lob epilepsisi (bir tür sara hastalığı) nadiren mastürbatuar davranış ile karışabilir. Diğer nörolojik ayırıcı tanılar özel gereksinimi olan çocuklarda daha da önemlidir çünkü beyin hasarı olan çocuklarda mastürbatuar davranış ile karışabilecek epileptik bozukluklar, uyku bozukluklarına daha sık rastlanabilir.
Genel olarak erişkine benzer bir şekilde normal ÇÇM’de haz ve eğlence hakimdir; mastürbasyon tarzında kompulsiyonların bulunduğu obsesif-kompülsif bozuklukta (OKB’de) ise anksiyete ile haz ve eğlenceden uzak monoton tarzda bir mastürbasyon söz konusudur. Eğlenceden uzak, kompulsiyonu – takıntı - saplantıyı andıran, anksiyetenin eşlik ettiği veya anksiyeteyi yatıştırmaya yönelik, mazoşistik - kendine zarar verme isteği eğilimler gösteren mastürbatuar davranış cinsel kötüye kullanımlarda görülebilir ama bu durum kesin olarak istismarı desteklemez. İstismardan şüphelenmek için bulgulara çok daha geniş bir açıdan bakmak gerekir.
Özel gereksinimi olan çocuklarda mastürbatuar davranışlarla ilgili sorunlara sık rastlanır. Bu sorunlar ve bu konuya yaklaşımı yazının ileriki bölümlerinde okuyabileceksiniz.
ERGEN GEBELİĞİ
Ergen gebeliği için en önemli risk faktörlerinden biri “zihinsel yetersizlik”tir. Yirmi yaşın altında bebek sahibi olmaya bilimsel terminolojide “ergen gebeliği” denilir. Annenin halen ergenlik döneminde olması, ebeveynliğe geçişin erken olması nedeniyle gerek anne gerekse bebek için çeşitli riskler, zorluklar mevcuttur.
Ergen annelerin erişkin annelere göre bebekleriyle daha az göz teması, fiziksel temas kurdukları, bebeklerine daha az gülümsedikleri, daha az konuştukları; bebeklerinin de diğer bebekler ile karşılaştırıldığında daha az konuştukları, daha az duygusal yanıt verdikleri bildirilmektedir. Bu uyaran eksiklikleri annede zihinsel bir yetersizlik varsa daha fazla olacaktır. Bu da zihinsel yetersizlik için risk taşıyan bebekte bu riski daha da arttıracaktır.
ZİHİNSEL YETERSİZLİĞİ OLAN ÇOCUKLARDA CİNSEL EĞİTİM VE ÖNEMİ
Yüzyıllardır zihinsel yetersizliği olan bireylerin aseksüel, çocuksu, cinsellikleri kontrol edilemeyen, insanca olmayan, bağımlı veya sekse aşırı düşkün oldukları kabul edilirdi. Oysa bu bireyler, cinsel içerikli davranışların nerede, ne zaman, hangi durumlarda uygun olup olmadığını bilemedikleri için, yani cinsel içerikli davranışlarını kontrol edemedikleri için böyle algılanmaktadırlar (sadece algılama değil Asperger sendromu, yüksek işlevli otizmi olan bireylerdeki empati eksikliği, sosyal beceri eksikliği, pragmatik zorluklar, zihin kuramı defisiti sebebiyle).
Sağlıklı bireylerde olduğu gibi zihinsel yetersizliği olan bireylerin de cinsel gereksinimleri arzuları vardır. Cinsellik sadece bir ihtiyaç değil aynı zamanda sıklıkla önlenemeyen bir içgüdüdür. Zihinsel gelişim düzeylerine göre zihinsel yetersizlik sergileyen bireyler cinsel gelişimde benzer basamakları takip etseler de bu gelişim daha yavaştır, daha geriden gelir. Aynı zamanda bazı cinsel, ahlaki kuralların daha sık hatırlatılması gerekebilir. Bundan dolayı bu süreçte zihinsel yetersizliği olan bireyler bazı uyum sorunları yaşayabilirler. Yaşıtları gibi onların da istekleri, arzuları benzerdir fakat diğer insanlara daha fazla bağımlı olmaları, kısıtlı sosyal seçenekleri nedeniyle cinselliği keşfetme, bu konuda kendilerini ifade etmeleri hem çok uygun şekilde olmayabilir, hem de bu çabaları diğer kişiler tarafından daha az hoş karşılanıyor olabilir. Zihinsel yetersizliği olan bireylerin de cinsel hakları olduğu, onların da cinsel konularda bilgi alma, bu konularda duygu, düşüncelerini ifade etme ihtiyacı olduğu sıklıkla görmezden gelinir.
Uygun cinsel davranışlar geliştirmelerine olanak sağlanacağına sıklıkla cinsel dışavurumları bilinçli-bilinçsiz bir şekilde engellenir, bu bağlamda cinselliğin sosyal beceri yönü konusunda genellikle eğitim alamazlar. Bundan dolayı cinselliklerini ifade etmelerinin kısıtlanması bu bireylerde uygunsuz cinsel davranışların gözlenmesine yol açabilir. Dahası, normal gelişim gösteren yaşıtlarına göre zihinsel yetersizliği olan ergenler sosyal etkileşimlerde ustalaşabilmeleri için gerekli cinsellikle ilgili doğru bilgiye ulaşmada da güçlükler yaşarlar. Bu sorunları daha da arttırır. Belki de tam da bu yüzden bilişsel sorunları olan ergenler sosyal, cinsel ilgilerini doğru düzgün biçimde ortaya koyma konusundaki fırsatlardan yararlanamıyor olabilirler.
Zihinsel yetersizliği olsun, olmasın tüm çocuklar için en uygun rehber aileleridir. Ailelerin çocuklarının cinsellik ile ilgili sorularına karşı nasıl tutum takındıkları burada kritik bir öneme sahiptir. Böyle bir durumda da çocuk suçlanmamalı, azarlanmamalı, sessiz kalmasına yol açılmamalıdır. Bu anlarda suçlanırsa, azarlanırsa ergen bu soruların sorulmaması gereken utanç içeren şeyler olduğunu düşünebilir, sormak yerine yanlış kaynaklardan öğrenme, deneme yanılma yöntemini kullanmaya, uygun olmayan kişilere danışmaya yönelebilir, bu da olayların iyice kontrolden çıkmasına, kasıtlı olmayan yargılama eksikliğine bağlı uygunsuz cinsel davranışlara yol açabilir.
Halbuki bir çok ebeveyn ergen tarafından cinsellik konusu açıldığında kaygılanabilir, utanabilir, durumu geçiştirmeye çalışabilir, çocuğun dikkatini daha güvende hissettikleri farklı alanlara çekmeye çalışabilirler, çocuğa hiçbir yanıt vermeyebilirler. Ailenin verdiği bu uygun olmayan sözel veya sözel olmayan tepkiler ya da geçiştirici yanıtlar sebebiyle ergen cinselliğin utanılması gereken ve konuşulduğunda kaygı yaratan bir şey olduğunu düşünebilir ve istismara uğrasa da ya da başka cinsellikle ile ilgili kötü bir deneyim yaşasa da bundan ailesine bahsetmekten çekinebilir.
Bazı aileler de çocuğa cinsel eğitim vermenin çocuğun cinsel davranışlarını arttırabileceğinden korkabilirler. Bazı ebeveynler zihinsel yetersizliği olan çocuğunu direkt aseksüel olarak kabullenerek hiçbir şekilde cinsel eğitim vermenin gerekli olmadığına kendince kanaat getirebilir.
Cinsel eğitim verirken çocuğun gelişim düzeyini, anlama kapasitesini, bu konu ile ilgili doğru, yanlış ne bildiğini göz önünde tutmak gerekir. Özel gereksinimi olan çocuklarda cinsel gelişimin fiziksel yönü benzer hızda gelişirken, duygusal, ahlaki, sosyal yönü geriden ve yavaştan gelir. Bu ergenler kendileri, başkaları bağlamında cinselliği anlamak ve konumlandırmakta zorlanabilirler. Cinsel olarak uyarıldıklarında ne yapacaklarını bilemediklerinden öfkelenebilirler.
Ergenlikte kolaylıkla öfkelenip, alınmaya başlayan özel gereksinimi olan çocuklarda diğer psikiyatrik sorunlar haricinde cinsel olarak uyarılma ile başa çıkamama olasılığı da akla gelmelidir. Bu ergenler hele ki otistik özellikleri de varsa sosyal ipuçlarını takip etmekte zorlanabilirler, ortama uygun olmayan bir yerde uygunsuz sorular sorabilirler (empati, zihin kuramı defisitleri).
Zihinsel yetersizliği olan bireyler toplum içinde cinsel güdülerini bastırmaları gerektiğinden habersizlerse uygunsuz bir yerde mastürbasyon yapabilirler, bu da sanki diğer yaşıtlarına göre bu bireylerin daha fazla cinsel merakı, daha uygunsuz cinsel dürtüleri var gibi yanlış algılanmalarına yol açabilir. Bu bile cinsel eğitimin ne kadar önemli olduğunu tek başına göstermektedir. Bu çocuklara temel olarak belli bir cinsel davranışın nerede, ne zaman ve hangi durumlarda uygun olduğu öğretilmelidir. Ayrıca öğrenme ve bellek sorunları nedeni ile belli aralıklarla bunlar tekrarlanmalı ve bu konu üzerinde konuşulmalıdır.
Zihinsel yetersizlik, OSB, Asperger, geniş fenotip otistik özellikleri, yüksek fonksiyonlu otizmi olanlarda ergenlikte bipolar afektif bozukluk, psikoz riski daha yüksektir ki bu bozukluklar da; uygunsuz – dezorganize cinsel davranışlar, cinsel organı ile ilgili garip düşünceler, eşcinsel olup olmadığı gibi kaygıların gelişimi ile de ilişkili olabilir.
Zihinsel yetersizliği olan çocuklar kronolojik yaşları ile uyumlu olmayan bir şekilde uygunsuz cinsel içerikli konuşmalar yapabilirler (tabii cinsel istismar da atlanmamalı). Böyle durumlarda aile sabırlı olmalı, bunun ahlaki bir sorun ile ilişkili olmadığını kavramalı ve hangi ortamda, hangi zamanlarda böyle konuşmanın kısmen kabül edilebilir (mesela evde) ya da asla kabül edilemez olduğu öğretilmelidir. Böyle durumlarda umutsuz, kaygılı, öfkeli hissedebilirsiniz bunlar duygu bunları engelleyemeyiz ama davranışımızı kontrol edebiliriz, böyle durumlarda bağırmak, ceza vermek yerine bu uygunsuz davranışları çocuğun neyi bilip bilmediğini anlamak için yani eğitiminizi hangi yönde şekillendirip, hangi konuya ağırlık vermeniz konusunda yönlendirmek için bir fırsat olarak görebilirsiniz. Siz de, çocuğunuz da hatalardan ders alabilir ve doğru yola yönelebilirsiniz.
Hafif derecede zihinsel yetersizliği olan bireylerde uygunsuz davranışlar varsa bunları kontrol altına almada cinsel eğitim genellikle yeterlidir fakat DEHB eş tanısına dikkat edilmelidir. Böyle bir durumun tedavisi bu konuda dürtüselliği azaltabilir.
Orta derecede zihinsel yetersizliği olan ergenlerin cinsel uygunsuz davranışları ve istekleri için daha fazla eğitim süresi, tekrar ve daha fazla profesyonel destek gerekebilir.
Ağır derecede zihinsel yetersizliği olan ergenler sosyal kuralları anlama ve uygun davranışları sergilemede çok zorlanırlar. Cinsel dürtüleri ile başa çıkamayabilirler. Böyle durumlarda bu ciddi sıkıntı yaratıyorsa psikofarmakolojik tedaviler gündeme gelebilir.
Zihinsel yetersizliği olan ergenlik dönemindeki çocuklar cinsel gelişimiyle değişen hormonal yapı nedeniyle hijyen, davranış kontrolü gibi konularda yardıma ihtiyaç duyabilmektedir. Zihinsel yetersizliği olan çocuklar sergiledikleri davranışların normal olduğunu düşünebilmekte, başkalarının yaklaşımlarını anlamlandırmak, yorumlamakta yetersiz kalabilmektedirler. Ayrıca bu çocuklar cinsel gelişim hakkında, bilgi, deneyimlerini, cinsel davranışlarını kontrol etme konusunda yaşadıkları zorlukları ailesi, çevresi, akranları ile paylaşamamaktadır.
Ergenlik dönemi ile birlikte zihinsel yetersizliği olan çocukların daha çok mastürbasyon davranışları gösterdikleri, karşı cinse yönelmenin arttığı görülmektedir. Mastürbasyon, normal bir davranıştır. OSB’li ve zihin yetersizliği olan bireyler bazen bu davranış uygunsuz bir şekilde sergileyebilmektedir. Bunun önlemek için “özel” ve “toplumsal alan”, “kalabalıkta” ve “yalnız”, “odada”, “bayoda” kavramları kavram öğretiminde olduğu gibi kavramlar şeklinde öğretilmelidir. Sonrasında böylesi ortamlarda ne tür davranışlar sergileyebileceği öğretilmelidir.
Literatürde ailelerin en sık sıkıntı yaşadığı konu zihinsel yetersizliği olan çocukların başkalarının yanında çıplak dolaşması olarak bildirilmektedir (taktil hipersensivite?, Ergoterapi-Duyu Bütünleme Terapisi?).
Zihinsel yetersizliği olan çocuklarda cinsel eğitim şu bilgileri içerebilir;
- Genel, özel bağlamda sosyal becerilerin geliştirilmesi
- Farklı türde arkadaşlık ilişkilerinin geliştirilip, sürdürülmesi
- Arkadaşlık ilişkilerindeki problemler, ret edilmeyle baş edebilme
- Cinsellik, evlilik-ebeveynlik gibi ilişkiler
- Koruyucu önlemler, güvenlik önlemleri
- Ergenlikte geçirilen fiziksel, bedensel, duygusal değişimler hakkında bilgilendirme
- Üreme organları, cinsel biyoloji hakkında bilgilendirme
- Uygun ve uygun olmayan cinsel davranış, dışavurumlar
- Cinsel yolla bulaşan hastalıklar
- Güvenli seks
- Kontrasepsiyon, doğum kontrolü
- Mastürbasyon hakkında bilgilendirme
ZİHİNSEL YETERSİZLİĞİ OLAN BİREYLERİ CİNSEL İSTİSMARDAN KORUMAK İÇİN CİNSEL EĞİTİM
Zihinsel yetersizliği olan bireyler sosyal izolasyon, aşırı koruma, ailelerin çocuğun cinsel ihtiyaçlarını görmezden gelmesi, ilgi, sevgi görme isteği, bu ilgiyi görünce karşı koyamama uygun cinsel davranış sergileme şansının az olması, kandırılma, yönlendirilmeye yatkınlık, cinsel eğitim eksikliği, yargılama bozukluğu nedeni ile kandırılarak cinsel ilişkiye girebilirler, sevgili olduklarını düşünüp karşı tarafın ondan cinsel olarak yararlanmasına, cinsel istismara hatta ergen gebeliğine maruz kalabilirler. Burada ailenin çocuğu sahiplenici tavrı çok önemlidir (yoksa tekrar kurban rolüne bürünme, travmatik-sınırda kişilik özellikleri geliştirme, fuhuşa sürüklenme, madde alt kültürüne kayış...).
Gene zihinsel yetersizliği olan ergenler sosyalleşmek için daha az imkanlarının olması, az sayıda arkadaşlarının olması, yeni arkadaşlıklar kurmakta zorlanmaları nedeni ile birisi tarafından beğenildiğinde hem hayır diyemedikleri hem de ilişki açlığı nedeni ile cinsel açıdan daha kolay kandırılabilirler. Kötü akran grupları içinde bu özellikleri nedeni ile cinsel istismara maruz kalabilirler. Hayır diyebilme ve diğer bu tuzaklar üzerinde çalışılmalıdır
Yapılan araştırmalara bakıldığında ailelerin en çok kaygı duydukları noktanın yabancı kişiler olduğu gösterilmektedir Ancak bir araştırmada annelerin zihinsel yetersizliği olan çocuklarını kendi aile üyelerinden bile (sağlıklı kardeşler) uzak tutmaya çalıştıklarını belirtilmektedir. Araştırmaya alınan anneler, çocuklarının sosyal çevresi ile ilgili olarak çocuklarında karşı cinse karşı ilginin artması, kız-erkek ve yabancı ayrımı olmaması, evden kaçma gibi nedenlerden dolayı sıkıntı yaşadıklarını ifade etmiştir. Annelerin yabancılara ve özellikle erkeklere karşı güvensiz olduğu ve erkekleri (çocuğun kız ya da erkek olması fark etmiyor) çocuklarının çevresinde istemediklerini belirtmişlerdir. Annelerin çocukların sosyal çevresi ile ilgili sıkıntı duymasının altında yatan sebep çocuklarına zarar gelme endişesidir.
Zihinsel yetersizliği olan bireyler; dikkat yetersizliği, yerinde reaksiyon verememeye, yargılamalarının yetersiz, yeteneklerinin sınırlı olması, istenilenleri sorgulamadan yerine getirmeleri için diğer bireylerin kolaylıkla kullanılabilmelerine bağlı cinsel istismara açık haldedir. Ayrıca bu çocuklarda kendilerine yönelik yapılan davranışları sevgi davranışı, haz verici bir durum, oyun olarak düşünme ve cinsellik-cinsel gelişim hakkında bilgi düzeylerinin de düşük olması cinsel istismar riskini daha da arttırmaktadır.
Cinsel istismara maruz kalan zihinsel yetersizliği olan ergenlerin bu istismarın devam etmesine yol açan ve konuyu başkaları ile paylaşmalarını engelleyen durumlar (süregelen istismar);
- İletişim güçlükleri,
- Suçlu hissetmek,
- Terk edileceği, dışlanacağı korkusu,
- Ailesi tarafından dışlanacağı, evden atılacağı kaygısı,
- Sevildiği, beğenildiğini düşünme,
- Saldırganla özdeşim; istismarcı tarafından kabul gördüğü, ödüllendirildiği hissi.
- BUNDAN DOLAYI AİLELERİN TUTUMU ÇOK ÖNEMLİDİR
- ZİHİNSEL YETERSİZLİĞİ OLAN ÇOCUKLARDA CİNSEL EĞİTİM AYRICA «SOSYAL VE DAVRANIŞSAL BECERİLERİ» KUVVETLENDİRİR, «HAYIR DİYEBİLMEYE» YOL AÇAR VE DAHA «DOĞRU KARARLAR VERİLMESİNİ» SAĞLAR
ÇOCUĞUN TEMİZLİK VE BAKIMI REDDETMESİ
Zihinsel yetersizliği bulunan çocuğu olan ebeveynlerin kız çocuklarının adet dönemi ve ped kullanımı, erkek çocuklarına da gece boşalması sonrası temizlik, kıllanmaya yönelik öz bakım konusunda ihtiyaçlarının olduğunu sıklıkla hatırlatmak, tekrarlamak, göstermek gerekir. Bu konularda çocuğun ebeveynden yardım alması desteklenmeli, olumlu geri bildirimler verilmeli, takdir, övgü kullanılmalıdır.
ZİHİNSEL YETERSİZLİĞİ OLAN ERGEN DÖNEMDEKİ ÇOCUKLARDA CİNSEL EĞİTİMİN YARARLARI
- Adölesan dönemde vücudunda meydana gelen değişiklikler hakkında bilgilendirilen çocuklar bu değişiklikleri daha çabuk kabullenmekte, değişikliklere ayak uydurmaktadır.
- Bu çocukların cinsel gelişim ile ilgili anormallik endişelerini azaltmaktadır.
- Çocuk, cinselliğin, cinsel gelişimin normal olduğunu anlayacaktır.
- Çocuklar, kendi gelişimi doğrultusunda yapılması gereken temizlik, hijyen gereksinimlerinin bakım vericisi tarafından giderilmesini kabul edecektir ya da bunları kendisi gerçekleştirecektir.
- Çocuk, kendi ve başkalarının vücuduna saygı duymayı öğrenmektedir.
- Çocuk, sosyal ilişkilerde kabul görmeyen davranışlar sergilemekten vazgeçecektir.
- Doğru ve sağlıklı bilgiler verilen çocuk, cinsellik hakkında duyduğu yanlış bilgileri ret edebilecektir.
- Bilgili çocuklar, arkadaşlarının uygunsuz teklif, baskılarına direnmekte daha başarılıdır.
- Merak duygusu giderilen çocuk bilgiyi, ilgiyi başka kişilerden beklemeyecektir.
ZİHİNSEL YETERSİZLİĞE SAHİP BİREYLERİN CİNSEL HAKLARI, İHTİYAÇLARI VE BU SORUNLARI GİDERMEYE ÇALIŞIRKEN KARŞILAŞTIKLARI SORUNLAR
Normal bireylerde cinsellik normal gelişimin bir parçası olarak devam ederken, zihinsel yetersizliğe sahip olan bireyler de bu konuda bazı zorluklarla karşı karşıya kalmaktadırlar, bunlar ve bunlarla ilişkili faktörler arasında
- Engelli bireylere bakış açısı;
- Ailelerin çocuklarının cinselliği hakkında bilgi verme konusundaki çekimserliği;
- Cinselliklerini kısıtlayıcı girişimlerde bulunmaları (cinsellik için özel bir alanın sağlanmaması gibi);
- Engelli olmanın getirdiği zorluklar;
- Sosyal ortamda engellilere bakış açısı;
- Ailenin gelir seviyesi ve
- Bireyin engellilik düzeyi sorunların başlıca nedenleri arasındadır.
Böylece zihinsel yetersizliğe sahip olan bireyler normal gelişim gösteren akranlarından çok az bilgi alma fırsatı yakalayabilmekte, gözlem yapma ihtimali düşük olmakta, bunun sonucunda da uygun sosyal, cinsel davranışlar sergileyememektedirler. Bu cinsel istismar riskini de arttırabilir ama modern Dünya’da artık sadece bu konu üzerinde durulmamaktadır. Bu durum özellikle daha az özre sahip çocukların uygun romantik ilişkiler ve cinsellik yaşamasının önüne geçebilir ve sadece bu bile «sexting», «siberzorbalık», «evden kaçma» gibi durumlarla bile ilişkili olabilir.
Türkiye’de pek çok ebeveyn, zihinsel yetersizliğe sahip olan çocuklarına yanlış bilgi vereceğinden endişe duyup bu konuda hiçbir şey yapmamaktadırlar. Bu nedenle bireylerin cinsel eğitimlerini görmezden gelmektedirler.
Zihinsel yetersizliğe sahip olan bireyler, cinsellik açısından akranlarından çok farklı problemler yaşamamaktadırlar. Ancak yaşadıkları problemlerin oranı, akranları ile karşılaştırıldığında daha yüksek kalır. Örneğin, bu kişilerin akranlarından daha çok cinselliğe yatkın oldukları ya da aseksüel oldukları sanılır. Fakat zihinsel yetersizliğe sahip olan bireyler, belki de öğretilmediği ya da hatta öğretilmeye bile çalışılmadığı için toplum içerisinde cinsellik ile ilgili davranışları kontrol edemedikleri, nerede ve ne zaman, ne yapmaları gerektiğini belirleyemedikleri için böylesine yanlış bir düşünceye varılmaktadır.
Bu bireyler kendilerine gösterilen ilgiye aşırı sevgiyle tepki vermektedirler. Cinsel ilişki için yapılacak bir teklifi cinsel olarak sömürüleceklerini bilmeden kabul edeceklerdir. Diğer sorunlar; “aşırı mastürbasyon”, “evlenme isteği”, “karşı cinse cinsel dokunma eğilimi”, “ergenlikteki fiziksel değişime uyum sorunu”, “cinsel dürtüleri kontrol edememe” ve “cinsel istismar”, “ergen gebeliği” olarak sıralanabilir.
Cinsel istismar, zihinsel yetersizliğe sahip olan bireylerin yaşamını etkileyen en travmatik durumlardan birisidir ve bu bireyler, tüm cinsel istismar olguları göz önüne alındığında, en yüksek risk grubunu oluşturmaktadır. Yaşanan tüm bu sorunlar neticesinde gebelik, jinekolojik problemler, cinsel yolla bulaşan hastalıklar, travma sonrası stres bozukluğu, sosyal izolasyon, intihar davranışı, davranış sorunları, travmatik-sınırda kişilik özellikleri, kendine zarar verme, pervasız cinsel ilişkiler (poli-reviktimizasyon), evden kaçma, başkasını istismar etme, fuhuşa bulaşma, madde bağımlılığı, hatta ölüm gibi kötü sonuçlar görülmektedir.
Dünyada zihinsel yetersizliğe sahip olan bireylerin cinsel eğitimlerinde çeşitli yaklaşımlarda bulunulmaktadır. Bunların bir kısmı ülkemizde de sistematik olmayan yöntemlerle uygulanmaktadır. Bu yöntemler ilaç uygulaması (davranış kontrolü sağlayan ilaçlar), karşı cinsle ilişkiyi sağlamak ve mastürbasyondur.
Karşı cinsle ilişkiyi sağlamak, cinsel ihtiyaçların zihinsel yetersizliğe sahip olan bireylerin karşı cinsle ilişkiye girerek giderilmesi görüşüdür. Bu görüsü savunan Almanya’da, ailelerinde onayı alınarak ve doğum kontrol yöntemleri uygulanarak karşı cinsle belirlenen bazı mekânlarda kontrollü olarak cinsel ihtiyaçların giderilmesi benimsenmiştir.
Ülkemizde zihinsel yetersizliğe sahip olan bireylere bu hizmeti para karşılığı veren yerlere götürerek ya da eve çağrılan karsı cinsle etkileşmesini sağlamak biçiminde uygulandığı bilinmektedir. Sonrası düşünülmeden yapılmaya başlanan bu uygulama daha sonra aileleri zor duruma düşürebildiği gibi çocukla ebeveyn etkileşiminin de bozulmasına neden olabilmektedir. Ayrıca fuhuşu desteklemek gibi rol model olmayan bir davranış sergilenmektedir. Ayrıca çoğu zaman bu şekilde giderilen cinsel ihtiyaçların daha sonra devam ettirilmek istenen bir istek ortaya çıkarması kaçınılmazdır. Bu isteğin giderilmesini engelleyen unsur olarak ebeveyn görüldüğünde çocukla ailesi arasında çatışma oluşmaktadır. Aile bu tür bir yaklaşımı sürdürmede maddi sorunlar yaşamasa dahi işin ahlaki, sağlık, psikolojik boyutları düşünüldüğünde kaygı yaşanması kaçınılmazdır.
Zihinsel yetersizliğe sahip olan bireylerin cinselliği ile ilgili mevcut yapılan eğitim çalışmalarında, daha çok “cinsel organların temizliği”, “güvenli cinsel ilişki”, “cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunma”, “istenmeyen gebelik” konularına odaklanılmaktadır. Son çalışmalarda bu eğitimlerin daha etkili olabilmesi için online ilişkiler (gerçek hayatta evden çıkıp sosyalleşemeyen bireyler için); sosyal medya, ebeveynlik konularının da eklenmesi gerektiği belirtilmektedir.
Zihinsel yetersizliğe sahip olan bireylerin, ailelerinin sorunlarını çözmek, sorunların giderilmesine yönelik gerekli eğitimleri planlamak ve uygulamak ancak multidisipliner bir ekip ile mümkündür. Bu ekip, özel eğitim öğretmenleri, hemşireler, psikiyatri hemşireleri, ebeler ve diğer sağlık profesyonellerini, iş-uğraşı-spor öğretmenlerini, çocuk ve ergen psikiyatrisi uzmanlarını (psikofarmakolojik tedaviler) kapsamalıdır. Davranış açısından rol model olan kişilerle çalışma da (karşı cinse yaklaşım) işe yarayabilir.
Özellikle ruh sağlığı alanında çalışan “psikiyatri hemşirelerinin” zihinsel yetersizliğe sahip olan bireylerin cinselliği ve ilişki sorunlarına karşı yükümlülükleri vardır. Zihinsel yetersizliğe sahip olan bireyler ile karşılaştıklarında, cinsel ilişki ve ilişkiyi yerine getirme konusundaki duyguları, inançları ve istekleri hakkında konuşmalıdırlar. Ayrıca, toplumumuzda zaten savunmasız olan bu grubun ayrımcılığa uğramaması, ihmalden uzaklaştırılması, marjinalleştirilmesi, acı çekmesinde daha fazla artış olmamasına özen gösterilmelidir. Aile Ruh Sağlığı merkezlerine daha fazla konusunda “uzman psikiyatri hemşireleri” atanmalıdır.
ZİHİNSEL YETERSİZLİĞİ VEYA SORUNU OLAN BİREYLERDE CİNSELLİKLE İLGİLİ SORUN YARATAN DAVRANIŞLAR
Zihinsel yetersizliği veya otizm özellikleri (OSB) olan bireylerde bozulmuş yargılama, sosyal beceri eksiklikleri, zihin kuramı defisitleri, empati sorunları, pragmatik zorluklar, muhakeme güçlüğü, yetersiz cinsel eğitim, psikiyatrik tedavi, ilaçlara ulaşamama, sosyokültürel, sosyoekonomik olarak dezavantaja sahip olma, kötü mahalle ortamı, çabuk kandırılma, yönlendirilme, kendisinin cinsel istismara uğramış olması gibi nedenler sebebiyle cinsel olarak daha fazla suç işledikleri ve hüküm giydikleri sanılsa da bu konuda kesin bir sonuca varmak zordur. Ülkeler arasında da belirgin yaklaşım farklılıkları da vardır. Örneğin Amerika Birleşik Devletleri’nde bu bireylerin daha fazla cezaevine gönderilme eğiliminde olduğu bilinmektedir.
Bu çok hassas bir konudur. Zihinsel yetersizliği olup suç işlediği iddia edilen hukuki olgularda yanlış anlaşılma, kendini ifade edememe, tanının atlanması, hukuk çalışanlarının zihinsel ve psikiyatrik bozukluklar konusunda yeterince bilgiye sahip olmaması, yeterince kendini savunamama, sosyoekonomik dezavantajları nedeni ile tecrübesiz, genç, yetkin olmayan baro tarafından atanan avukatlar tarafından savunulma, toplumda bu konuda bir bilince sahip olunmaması, yanlı yaklaşımlar, hukuksal destek alamamaya daha sık rastlanır. İşin kötü yanı bu zihinsel yetersizlik ve sorunları olan bireyler cezaevlerinde çok daha fazla cinsel istismara maruz kalma riskine sahiptir. Kendisi cinsel istismar mağduru zihinsel yetersizliği olan bir birey, cinsel istismarda bulunduğunda (ki risk artmaktadır), tekrar cezaevinde cinsel istismara uğrayabilmektedir. Bu tarz olgulara nadir rastlanılmaz.
OTİZM VE ZİHİNSEL YETERSİZLİĞİ OLAN BİREYLERDE SORUN YARATAN CİNSEL DAVRANIŞLARDA PSİKİYATRİK İLAÇ KULLANIMI
- Klasik Antipsikotikler (klorpromazin, haloperidol..)
- Atipik Antipsikotikler (örneğin amisülpirid, yalnız risperidon ve özellikle aripiprazol uygunsuz davranışları daha da arttırabilir)
- SSRI (seratonin geri alım inhibitörleri, özellikle obsesif, kompülsif, takıntılı, parafili, fetişistik davranışlar için..)
- Mirtazapin (Otizmi olan bireylerde bazen uygunsuz mastürbasyonu azaltabilir)
- GnRH Analogları (tartışmalı, etik sorunlar?)
- Antiandrojen Tedaviler (tartışmalı, etik sorunlar?)
- Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu varsa tedavisi (özellikle atomoksetin, guanfasin, imipramin, yalnız nadiren metilfenidat takıntılı cinsel davranışları arttırabilir)
OTİZM SPEKTRUM BOZUKLUĞUNDA (OSB) CİNSEL GELİŞİM VE EĞİTİM
Otizm spektrum bozukluğu (OSB) olan bireyler için cinsel eğitimdeki eksiklikler, gereksinimlerin yeterli düzeyde sağlanamaması uygun olmayan cinsel davranışların ortaya çıkmasına yol açabilir. Bazen de aileler cinsel eğitimin çocuklarında cinselliğe yönelik bir ilgi oluşturmasından endişe duydukları için cinsel eğitimden kaçınmaktadır.
OSB tanılı bireylerde görülen uygun olmayan cinsel davranışların genel olarak OSB’nin karakteristik özelliklerine bağlı olarak geliştiği ifade edilmektir. Daha açık bir ifadeyle, sosyal normların şekillendirdiği davranış kalıplarının, mahremiyet kavramının OSB’li bireyler tarafından anlaşılmasındaki zorluklar ile sosyal, iletişim becerilerindeki yetersizlikler onları uygun cinsel davranışlar gösterme konusunda tipik gelişen akranlarından farklılaştırmaktadır.
Toplumsal kural, normların yeterince anlamlandırılamadığı durumlarda ise cinsel davranışların sergilenmesinde yer, zaman uygunluğu açısından problemler ortaya çıkmaktadır. Bunun sonucunda ise toplum içinde mastürbasyon, toplum içinde soyunma, karşı cinse dokunma isteği gibi uygun olmayan davranışlar gelişebilmektedir . OSB tanılı bireylerde bazı obsesif-kompülsif cinsel eylemler, parafilik eğilimler görülebilir. OSB tanılı bazı bireylerde ise aseksüel davranışlar vardır.
OSB tanılı bireylerde en yaygın görülen uygun olmayan cinsel davranışlar
- Mastürbasyon: aşırı veya uygunsuz yerde mastürbasyon (mastürbasyon tekniğine yönelik yetersiz bilgi), toplum içinde mastürbasyon (özellikle düşük işlevli OSB tanılı bireylerde daha sık), uygun olmayan nesnelerle mastürbasyon (örn kemer..)
- Romantik ilişki: doğru romantik ilişki kuramama, sosyal beceri eksikliği, saplantılı aşklar, aseksüel olma
- Uygunsuz uyarılma: bazı nesnelere takıntılı olma
- Teşhircilik: özellikle yer ve zaman konusunda uygun olan ve olmayan davranışları ayırt edememe (örneğin toplum içinde soyunma, taktil-dokunsal hipersensiviteye bağlı olarak kıyafetleri uygunsuz yerlerde çıkarma, ortama uygun kıyafet giyememe)
- Saldırganlık: cinsel bir tutumla toplum içinde kendilerine, başkalarına dokunma (genellikle cinsel eğitim eksikliği, zihin kuramı, empati, sosyal beceri eksikliklerine ikincil)
- Cinsel taciz: özellikle kendisi cinsel istismara maruz kalan bireyler benzer davranışları maalesef başkalarına da sergileyebilirler
- Voyerizm: gözetlemecilik (takıntılı bir davranış gibidir)
- Cinsel saplantılar: parafili (sıradışı nesneler, insanlar veya durumlar yoluyla uyarılma, obsesif-kompülsif bulgu oluşturmaya yatkınlıkla ilişkili)
- Diğerleri: müstehcen el-kol hareketi ve sonuçlarına yönelik zayıf sosyal farkındalık, karşısındakinin rızası olmadan sarılma (üç boyutlu uzam ve taktil entegrasyon farklılıkları ile de ilişkili olabilir), bağlama uygun olmayan cinsel içerikli uygunsuz yorumlar yapma (zihin kuramı, empati, sosyal beceri, sosyal neden sonuç ilişkisi kurmada zorluk).
Aslında bu yukarıda geçen bahsi sorunlar basit-temel bir cinsel eğitim, yönlendirme, rol model olmayla bile kolaylıkla çözülebilir. OSB tanılı bireyler verilen bilgileri alma, uygulama konusunda sanıldığının aksine oldukça başarılıdırlar, bunları kuralları haline kolaylıkla getirebilirler.
OTİZM SPEKTRUM BOZUKLUĞU (OSB) OLAN BİREYLERDE CİNSEL EĞİTİMİN ALT BAŞLIKLARI
Özel eğitim öğretmeni başta olmak üzere uzmanlar (hekim, hemşire gibi) ile aile iş birliği özel gereksinimli tüm çocuklara cinsellik eğitimi sunumunda önemlidir. Doğru iş birliği nitelikli cinsellik eğitim programına hizmet eder, böylece OSB tanılı ve zihinsel yetersizliği olan bireyler sosyal normlara uygun davranışlar sergileyerek sosyal kabulü arttırırlar.
Cinsel İstismarın Önlenmesi
OSB olan bireylerde farklı yöntemlerle cinsel istismardan korunma becerilerini öğretmektedirler. Bu yöntemlerin başında “sosyal öykü”, “çocuk ebeveyn sohbetleri” (Parents child nights), “Hayır! Kaç! Söyle! Modeli” gelmektedir.
“SOSYAL ÖYKÜ YÖNTEMLERİ” DE OSB’Lİ BİREYLERİ CİNSEL İSTİSMARDAN KORUMADA ETKİLİDİR
İlişkiler (Relationships), Evlilik ve Ebeveynliği Kolaylaştırmak
OSB’de özellikle Asperger, yüksek işlevli otizmde cinsel kimlik bozukluğu, LGBTQ+ sıklığı normal toplumun çok üstündedir).
OSB’li Bireylerde Uygun Olmayan Sosyo-Cinsel Davranışları Önleme
Çalışmalar incelendiğinde, OSB’li bireylere ilişkin aşırı ve/veya toplum içinde mastürbasyon yapma, başka insanların bedenine, cinsel organına dokunma, başka insanların bedenine dokunarak mastürbasyon yapma gibi uygun olmayan sosyo-cinsel davranışların olduğu görülmüştür. Ayrıca bu davranışların ergenlikle birlikte çeşitlendiği de belirtilmiştir.
Araştırmalar, OSB tanılı ergen ve yetişkinlerin, uygun romantik, cinsel ilişkilerin nasıl başlayacağı, sürdürüleceğini fark edemediklerini, bu nedenle başka insanların bedenine, cinsel organına dokunma gibi uygunsuz davranışları sergileme olasılıklarının arttığını bildirmektedir. Uygunsuz sosyo-cinsel davranışların önüne geçebilmek sosyal beceri eğitimlerinin yeri çok büyüktür.
Sağlık ve Hijyeni Teşvik Etme
- Korunma
- Zührevi hastalıklar
- Ergen gebeliğini önleme konuları üzerinde durulabilir ayrıca,
- OSB ve Asperger Sendromlu ergenlerde kişisel hijyende, öz bakımda bozulma görülebilir.
Vücut Farkındalığı
OSB tanılı çocuklar, dil edinimine ilişkin yaşadıkları yetersizlikler nedeniyle vücut bölümleri ve işlevleri hakkında farkındalığa sahip olamayabilir. Bu nedenle OSB tanılı küçük çocuklara tüm vücut bölümleri öğretilmelidir.
Bu çocukların olası cinsel sömürüye karşın korunmaları adına öncelikle;
- Özel vücut bölümleri hakkında bilgi sahibi olmaları,
- İyi ve kötü dokunma,
- Cinsel istismarı kime, ne zaman ve nasıl bildireceği konularının öğretilmesi önerilmektedir.
OSB tanılı bireylere yaşam döngüsünün uygun süreçlerinde vücut işlevleri hakkında da bilgi verilmelidir. Örneğin, aileler ergenlik öncesinde çocuklarına menstürasyon, ejakulasyon (orgazm hissi, boşalma) olgusu anlatmalıdırlar.
OSB Tanılı Bireylerde Sosyal Gelişim ve Sosyal Beceri Farklılıklarının Çalışılması
OSB tanılı bireyler için sosyal beceri eksikliği özellikle samimi ilişkiler, cinsellik alanında önemli role sahiptir. Bu bireyler, genel olarak sosyal ilişki başlatma, samimi, karşılıklı ilişkiler sürdürme gibi alanlarda sosyal etkileşim bozukluğu göstermektedir. Cinsellik doğrudan insan ilişkileriyle ilgili olduğundan, sosyal ilişki becerilerini öğretmek zorunludur. OSB tanılı ergen, yetişkinlere ortak ilgi alanlarını başkalarıyla paylaşmak, sevgi, samimiyetle ilgili kavramlar, duygu ifade etmenin, stresi azaltmanın uygun yolları, nasıl uygun bir şekilde karşısındaki kişiyi reddedeceği öğretilebilir.
OSB Tanılı Bireylerde Romantik İlişkiler ve Samimiyet
OSB tanılı bireyler zihin kuramı açığından kaynaklı başkalarının eylemlerini, duygularını, niyetlerini anlamama gibi bu bireylere özgü davranışlar sergileyebilir. OSB tanılı ergenler, genç yetişkinler romantik ilişkiler kurmaya çalıştıkça zihin kuramıyla ilişkilendirilen zorluklar ve olumsuz deneyimler özellikle sorun olarak karşılarına çıkabilmektedir. Dolayısıyla OSB tanılı ergenlere romantik bir ilişkinin inceliklerini öğretmek oldukça önemlidir. İletişimin sözel ve sözel olmayan ipuçlarını yakalama çalışılmalıdır. Bireye bu konuda bireyselleştirilmiş bir program hazırlanmalı, içeriğinde “romantik ilişkiler”, “buluşma”, “uygun fiziksel sınırlar”, “kişisel mesafe”, “dinleme becerileri”, “rızaya dayalı cinsel birliktelikleri anlama”, “uygun ipuçlarını yakalama ve yorumlama”, “bu ilişkilere uygun şekilde nasıl başlanacağı” yer almalıdır.
OSB Tanılı Bireylere Sosyal Normları Karşılamak İçin Uyarlanmış Davranışları Öğretmek ve Mastürbasyon Hakkında Bilgi Vermek
Kendini uyarma davranışlarını doğası nedeniyle değiştirmek oldukça zordur. Bu özellikle mastürbasyon için bilinen bir doğrudur, çünkü mastürbasyon insanın doğasında vardır. OSB tanılı bireyler söz konusu olduğunda birçok ebeveyn toplumsal alanda çocuklarının kendilerinin, başkalarının bedenine uygunsuz şekilde dokunma, cinsel organına dokunma, mastürbasyon gibi davranışlar sergilediklerini bildirmektedir.
Özellikle ergenlik döneminde OSB tanılı erkek ergenlerin sergiledikleri uygun olmayan sosyo-cinsel davranışlar arasında “toplumsal alanda mastürbasyon yapma”, “aşırı mastürbasyon yapma” bildirilmektedir. Bunun gerekçesi ise bu bireylerin ergenlikte cinsel gerginliği farklı şekilde atamaması, cinsel olarak rahatlamanın tek yolunun mastürbasyon yapma olabileceği, sosyal uygunsuzluğu fark edememeleri, dürtü kontrol sorunu olarak açıklanmaktadır. Bu sorun aslında doğru, uygun, güvenli olmayan yer-zamanda bu davranışın sergilenmesinden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle uzmanlar OSB tanılı bireylere mastürbasyon becerisini öğretmeyi desteklemektedir.
Bu tür davranışların, sosyal normlarla uygun bir şekilde sergilenmesinin öğretilmesi ve ilgili davranış değişikliğinin sağlanması adına önemlidir. Bu bireylere doğru yer (Örneğin, odasında ya da banyo da bu davranışı yapacağı) ve zamanda (Örneğin tek başına kaldığı zamanlarda yapması gerektiği) mastürbasyon yapmayı öğretmek, teşvik etmek için “bireysel bir cinsel eğitim programı” hazırlanması önerilmektedir. Bu program hazırlanırken belirtilmesi gereken bu eğitimin öğretmen yönlendirmesiyle anne baba tarafından verilmesi gerektiğidir.
Özetlemek gerekirse, mastürbasyonla ilgili damgalama, yanılgılar toplumda yaygın olarak bildirilmektedir. Bir araştırmada mastürbasyonu da kapsayan uygun olmayan cinsel davranışların, cinsel sapkınlıktan ziyade sosyal, duygusal anlamda olgunlaşmamadan kaynakladığını ifade edilmiştir. Ancak sosyal normları karşılamak için cinsel davranışların değiştirilmesi, bu bireylerin topluma tam katılımı, sosyal kabulü için mastürbasyon öğretiminin yapılması gerekmektedir.
Otizm Spektrum Bozukluğu Olan Bireylerde Cinsel Gelişimde Farklılıklar
- Gender dysphoria-cinsel kimlik bozukluğu daha sık (otobiyografik bellek eksikliği, öğrenme?)
- Cinsel taciz suçu işleme daha sık (kendisinin cinsel istismara uğraması, sosyal beceri eksikliği, empati, zihin kuramı defisitleri)
- LGBTQ+ olma daha sık
- Cinsel istismara uğrama daha sık
- Gender fluidity çok daha belirgin ve sık (cinsiyet rollerinin esnek olmayan bir şekilde yorumlanması)
- Parafilik – obsesif – kompülsif - fetişistik davranışlar daha sık
- Aseksüel davranma sık
- Hem OSB tanısına sahip olmak hem de LGBTQ+ birey olmak özellikle muhafazakar ülkelerde oldukça zordur ve damgalanma, zorbalığa maruz kalma, depresyon ve artmış intihar oranları ile ilişkilidir.
