AKRAN ZORBALIĞI ve SİBER-ZORBALIK
Akran zorbalığı günümüzde popüler bir terim ama çocuklar arasındaki her türlü anlaşmazlık akran zorbalığı mıdır? Hayır… kronik, tekrarlayıcı, sistematik olması çok önemlidir. Bu yazıda akranlar arasında olabilecek normal sorunların ve akran zorbalığının ayrımı üzerinde de durulmaya çalışılacaktır.
Zorbalık, başka bir kişiye rahatsızlık verme amacıyla tekrarlayan fiziksel veya psikolojik saldırganlıkla karakterize güç kullanmaktır.
Akran zorbalığı ise, kendini savunmada zorlanan bir çocuk veya ergenin, tekrarlayan biçimde bir veya daha fazla öğrenci tarafından kasıtlı olarak yapılan rahatsız edici davranışlara maruz kalması olarak tanımlanmaktadır.
Olumsuz davranışlar fiziksel temasla (itme, çarpma, tekmeleme), kelimelerle (tehdit, alay etme, sataşma) olabileceği gibi jestlerle, gruptan kasıtlı olarak dışlama şeklinde de olabilir.
Bir eylemin zorbalık olarak değerlendirilebilmesi için üç temel ölçüte sahip olması gerekmektedir. Bunlar: kurban konumundaki birey ya da bireylere yönelik kasıtlı zarar verme amacıyla yapılan saldırgan davranışların olması, davranışın süreklilik özelliği göstermesi ve zorba ile kurban arasında bir güç dengesizliğinin olmasıdır.
Olweus ayrıca akran zorbalığının, herhangi bir provokasyon olmadan gerçekleşmesi nedeniyle akran zorbalığının istismar olarak kabul edilebileceğini ve akran istismarı tanımının da bu kavramı açıklamakta kullanlabileceğini belirtmektedir.
Çocuklar akran zorbalığında temel olarak zorba, kurban ve zorba/kurban olmak üzere üç şekilde rol alırlar. Zorbalar; zorbalığı başlatan, lider rol üslenen kişiler, kurbanlar; zorbalığa maruz kalan kişiler, zorba/kurbanlar ise; hem zorbalık yapan hem de zorbalığa maruz kalan kişilerdir.
Zorbalık ayrıca bir veya birden çok öğrencinin, kendilerinden daha güçsüz öğrencileri, kasıtlı ve sürekli olarak rahatsız etmesiyle sonuçlanan ve kurbanın kendisini koruyamayacak durumda olduğu bir saldırganlık türü olarak da tanımlanabilir.
Zorbalık, beden ve ruh sağlığını, sosyal ilişkileri ve akademik başarıyı etkilemekte, kişi ve toplum üzerinde ciddi maliyetlere neden olmaktadır.
Pişkin de zorbalık türlerini Gladden’e benzer olarak kategorize etmekte olup ilişkisel zorbalık yerine dışlama yalnızlaştırma, söylenti çıkarıp yayma sınıflamalarını kullanarak zorbalık türlerini beş kategoride ele almaktadır.
Bunlar;
- Fiziksel zorbalık
- Sözel zorbalık
- Dışlama-yalnızlaştırma
- Söylenti çıkarıp yayma
- Bireyin mal ve eşyalarına zarar verme (örneğin çocuğun kitap ve defterlerini yırtma, parçalama vb) şeklindedir.
Yapılan araştırmalarda en yaygın olan zorbalık türleri fiziksel ve sözel zorbalık türleri olup cinsiyet açısından karşılaştırıldığında erkeklerde fiziksel zorba davranışlar, kızlarda ise sözel zorba davranışlar daha sık görülmektedir.
Araştırmalar zorbalığın bir grup fenomeni olduğunu ve sınıftaki birçok öğrencinin bu fenomende tanımlanabilir bir rolünün olabileceğini göstermektedir.
Zorbalıkta temelde rol alan zorba, zorba/kurban ve kurbanlara ek olarak üç grup daha bulunmaktadır. Bunlar zorbaya yardımcı olan pekiştiriciler, kurbana yardımcı olup onu savunanlar ve olayla ilgisi olmayanlardır.
Sınıfta kurbanı savunan bir grubun bulunması (okul-sınıf ikliminin olumlu olması) akran zorbalığının sıklığını azalttığı gösterilmiştir. Yapılan araştırmalarda erkeklerin daha çok destekleyici, pekiştirici grupta yer aldıkları, kızların ise daha çok savunmacı ve ilgisi olmayan grupta oldukları gösterilmiştir.
Olweus tarafından tanımlanan “zorbalık halkası”nda (“bullying circle”) öğrencilerin zorbalıkta 8 farklı rolde bulunabildikleri gösterilmiştir. Bunlar:
- Zorba; zorbalığı başlatan, lider rol üslenen kişiler,
- Destekleyiciler-yardımcılar; zorbalıkta aktif rol alırlar ancak zorbalığı başlatmazlar lider değildirler,
- Destekleyenler-pasif zorbalar; zorbalığa kahkaha atarak, olaya dikkat çekecek şekilde açıkça destek olurlarancak aktif olarak katılmazlar,
- Pasif destekleyiciler-muhtemel zorbalar; zorbalığı desteklerler ancak açıkça destek vermezler,
- Bağlantısız seyirciler; bu kişiler herhangi bir tarafta bulunmamaktadırlar (bu kişiler ‘‘benim işim değil’’ veya ‘‘bakalım ve ne olacak görelim’’ şeklinde düşünürler),
- Muhtemel koruyucular; bu kişiler zorbalıktan hoşlanmazlar, yardım etmeleri gerektiğini düşünürler ancak herhangi bir şey yapmazlar,
- Koruyucular; bu kişiler zorbalıktan hoşlanmazlar ve kurbana yardım ederler,
- Kurbanlar; zorbalığa maruz kalan kişilerdir.
Araştırmalar kurban ve zorba öğrencilerin birbirinden farklı sosyal davranış özelliklerinin bulunduğunu göstermektedir. Araştırmalarda kurban öğrencilerin daha içe kapanık, daha uysal oldukları, liderlik becerilerinin ve oyun arkadaşlarının daha az olduğu saptanmıştır.
Zorba/kurban ve zorba öğrencilerin de daha agresif oldukları, ayrıca zorba/kurban öğrencilerin ek olarak oyun arkadaşlarının olmadığı ve daha az sosyal oldukları gösterilmiştir. Zorba öğrencilerin liderlik özelliklerinin daha fazla olduğu ve akranlarını kendi düşüncelerine göre yönlendirdikleri saptanmıştır.
Zorbalar tipik olarak saldırganlığı başlatan kişilerdir. Zorbaların empati yeteneklerinin düşük olduğu, ilk başlarda popülariteleri yüksek olmasına rağmen yaşla birlikte sınıf içinde popülaritelerinin azaldığı, daha fazla sigara ve alkol kullandıkları, akademik başarılarının düşük olduğu, kolay arkadaş edindikleri, depresyon ve intihar düşüncelerinin artmış olduğu, benlik saygılarının yüksek olduğu, utangaçlık düzeylerinin düşük olduğu gösterilmiştir.
Dake ve ark. yaptıkları çalışmada zorbaların; yeme bozukluklarına, depresyona, madde kullanımına daha yatkın olduklarını, suça eğilimlerinin olduğunu, daha kolay arkadaş edindiklerini, yetişkin rol modellerinin olmadığını ve zorbaların muhtemelen zorlu ev ortamlarından geldiklerini, istismara maruz kalmış olabileceklerini, okul uyumlarının, akademik başarılarının düşük olduğunu belirtmiştir. Yine aynı çalışmada zorbaların anne-babalarının muhtemelen otoriter ve disiplin için cezalandırıcı yöntemler kullanan, çocukları ile daha az iletişim kuran, çocuklarına daha az destek veren ebeveynler oldukları gösterilmiştir. Edward ve ark. tarafından yapılan çalışmada da zorbalarda suç ile ilgili davranışlarda artış olduğu gösterilmiştir.
Kurbanlar, zorbalığa maruz kalan taraf olup, genel olarak; kaygılı, güvensiz oldukları, sosyal ve emosyonel uyumlarının zayıf olduğu, arkadaş edinmede zorlandıkları, arkadaş ilişkilerinin zayıf olduğu ve genellikle yalnız vakit geçirdikleri, benlik saygılarının düşük olduğu, diğer akranlarına göre daha içe dönük ve utangaç oldukları gösterilmiştir. Dake ve ark. yaptıkları çalışmada kurbanların; depresyon, anksiyete ve yeme bozukluklarına yatkın olduklarını, intihar düşüncelerinin olduğunu, kendilerini yalnız hissettiklerini, diğer çocuklara göre daha az popüler olduklarını, somatik yakınmalarının olduğunu (karın ağrısı, boyun, omuz veya bel ağrısı, yorgunluk), okul uyumunda zorluklar yaşadıklarını ve daha fazla devamsızlık yaptıklarını, muhtemelen zorlu ev ortamlarından geldiklerini, istismara maruz kalmış olabileceklerini ve ebeveynlerinin daha az destekleyici olduklarını belirtmiştir.
Zorba\kurbanlar hem zorbalık yapan hem de zorbalığa maruz kalan gruptur. Zorba\kurbanlarda artmış yalnızlık ve zayıf arkadaş ilişkileri olduğu, artmış depresyon ve intihar düşüncelerinin olduğu, zorba ve kurbanlara göre daha düşük toplumsal kabul ve daha yüksek nörotiklik olduğu, benlik saygılarının zorbalara göre daha düşük olduğu ve benlik saygısının kurban olma durumu
sıklığı arttıkça daha da düştüğü çalışmalarda gösterilmiş. Omoore ve ark. yaptığı çalışmada zorba\kurbanların kendilerini zorbalara göre daha fazlabaş belası, daha az zeki, çekici ve popüler gördüklerini, daha fazla mutsuz ve anksiyöz hissettikleri belirlenmiştir. Edward ve ark. yaptığı çalışmada zorba/kurbanlarda kendine zarar verme ve suç ile ilgili davranışların daha fazla olduğu gösterilmiştir.
Akran zorbalığının etkileri ile ilgili birçok çalışma yapılmış olup, akran zorbalığına dahil olan her öğrencide, bulunduğu role göre farklı psikiyatrik ve fiziksel semptomlar ortaya çıkmaktadır. Zorbalığa maruz kalan çocuklarda baş ağrısı, karın ağrısı, iştah kaybı gibi psikosomatik semptomlar, uyku problemleri, enurezis, psikotik semptomlar, borderline-sınırda kişilik bozukluğu, yeme bozukluğu, depresyon, self mutilasyon ve intihar davranışları diğer çocuklara göre daha fazla görülmektedir. Bu çocuklarda daha fazla devamsızlık ve okul başarısızlığı olmaktadır.
Lars ve ark. yaptıkları çalışmada akran zorbalığının kurbanlarda sosyal anksiyete bulgularının ortaya çıkma riskini arttırdığı gösterilmiştir. Yapılan bir diğer çalışmada; akran zorbalığına maruz kalan çocuklarda da istismara uğrayan çocuklardaki gibi borderline kişilik özelliklerin daha fazla görüldüğü saptanmıştır. Ayrıca zorbalık sayısının artmasının daha fazla BKB semptomunun ortaya çıkması ile ilişkili olduğu gösterilmiştir. 8-10 yaşlarında akran zorbalığına maruz kalmanın borderline-sınırda kişilik bozukluğu semptomlarının ortaya çıkmasında öngörücü olduğu belirtilmiştir. Aynı zamanda zorbalığa maruz kalmanın kurbanlarda, zorbalarda ve zorba/kurbanlarda ilerleyen yaşlarda içe atım problemlerinin ortaya çıkmasına neden olduğu belirlenmiştir. Kurbanlarda, zorbalığa maruz kalma ve depresyon semptomlarının sıklığı arasında, doğru orantılı bir ilişkili olduğu, akran zorbalığının, kurbanlarda depresyon ve emosyonel problemlerin daha fazla görülmesine neden olduğu, sıklığının artması ile depresyon semptomlarının kalıcılığının arttığı saptanmıştır. Depresif semptomlar kurbanların yanı sıra zorbalarda ve zorba/kurbanlarda da artmış oranlarda görülmektedir. Finlandiya’da yapılan bir çalışmada depresyon ve intihar düşüncelerinin hem kurbanlarda hem de zorbalarda artmış olduğu gösterilmiştir. Bir diğer çalışmada da self mutilasyon ve zorbalığa maruz kalma arasında ilişki olduğu ve self mutilasyonun akran zorbalığına maruz kalma ile ortaya çıkan depresyon nedeni ile olduğu belirtilmiştir.
Yapılan bir meta-analiz çalışmasında çocukluk çağında yaşanan travmaların psikotik-şizofrenik semptomların görülme riskini arttırdığı ve travma ile psikotik semptomlar arasında doğru orantılı bir ilişki olduğu gösterilmiştir. Bir çeşit travma olan zorbalığın da zorba, kurban ve zorba/kurbanlarda, yaşamlarının ilerleyen dönemlerinde psikotik semptomların görülme sıklığını arttırdığı, bu artmanın kurbanlarda daha fazla olduğu saptanmıştır.
Kesitsel ve boylamsal çalışmalarda akran zorbalığına maruz kalan çocuklarda daha fazla psikosomatik semptomların (baş ağrısı, sırt ağrısı, karın ağrısı, cilt problemleri veya baş dönmesi) gözlendiği ortaya çıkarılmıştır. Gini ve Pozzoli tarafından yapılan meta analiz çalışmasında kurbanlarda diğer çocuklara göre iki kat daha fazla psikosomatik semptomun ortaya çıktığı ifade edilmektedir. Ayrıca zorba/kurbanlarda da somatik semptomların daha fazla görüldüğü gösterilmiştir.
Akran zorbalığına maruz kalma ile akademik başarı arasında negatif bir ilişki olduğu da saptanmıştır. Akran zorbalığına maruz kalmak sadece o yıl için değil ilerleyen yıllarda da akademik başarıyı olumsuz olarak etkilemektedir. Cinsiyet açısından bakıldığında bazı çalışmalarda akademik başarısızlığın erkeklerde daha fazla olduğu bazı çalışmalarda ise kızlarda daha fazla olduğu saptanmasına rağmen yapılan meta analiz çalışmasında cinsiyet açısından fark olmadığı belirtilmiştir.
Akran zorbalığında herhangi bir rolde bulunmanın etkileri yetişkinlik döneminde de gözlenebilmektedir. Yapılan çalışmada, herhangi bir rolde zorbalığa dahil olmanın, yetişkinlikte sağlık, mali, davranışsal ve sosyal alanlarda olumsuzluğu öngördüğü belirtilmiştir. Bu olumsuzlukların en fazla zorba/kurban grubunda olduğu ve doğru orantılı bir ilişki olduğu gösterilmiştir. Zorbalarda suç ile ilgili davranışlarda artış, zorba/kurbanlarda ise hem suç ile ilgili davranışlarda artış olduğu hem de kendine zarar verme davranışının diğer gruplara göre daha fazla olduğu gösterilmiştir.
Akran zorbalığında herhangi bir rolde bulunmanın etkileri geçici olmayıp yaşamın ilerleyen dönemlerinde de olumsuz sonuçlara neden olabilmektedir ve bu olumsuz sonuçlar prospektif çalışmalarda tespit edilmiştir. Çocukluk çağında zorbalığa maruz kalan kişilerin değerlendirildiği çalışmada 23 ve 50 yaşlarında değerlendirilen kurbanların zorbalığa maruz kalmayan akranlarına göre daha yüksek oranda depresyon, anksiyete bozuklukları ve intihara eğilim gösterdikleri bulunmuştur. Ayrıca çocukluk döneminde, özellikle de sık olarak zorbalığa maruz kalan kişilerde olaydan 40 yıl sonrasında bile sosyal, ekonomik ve sağlık açısından olumsuz sonuçların devam ettiği gösterilmiştir. Ayrıca ergenlik döneminde zorbalığa maruz kalan yetişkinlerde daha fazla genel sağlık sorunları ve ağrı şikayeti olduğu, daha yavaş iyileşme olduğu gözlenmiştir. Erken ergenlik döneminde zorba davranışta bulunan kişilerde ise 6-10 yıl sonrasında şiddet içeren davranışlar gösterme, antisosyal kişilik özellikleri, adli makamlarla sık karşılaşma gibi durumların daha fazla olduğu gösterilmiştir. Bunun yanında kurbanlarda madde kullanım sıklığında önemli bir artma saptanmamışken, zorbalarda madde kullanımının daha fazla olduğu bulunmuştur.
Akran zorbalığı, akademik başarısızlığının yanı sıra iş yaşamında da olumsuz sonuçlara neden olmaktadır. Zorba davranışta bulunan kişilerin kurbanlara göre işi sürdürme konusunda daha çok zorlandıkları, iş bırakma risklerinin daha fazla olduğu ve daha fazla işsiz oldukları gösterilmiştir. Kurbanların da ekonomik anlamda zorlandıkları, finansal yönetim konusunda zayıf oldukları, akranlarına göre daha az kazandıkları belirtilmiştir.
Akran zorbalığına dahil olan çocuk ve ergenlerdeki sosyal sorunlar ilerleyen yaşlarda da devam etmektedir. Kurban ve zorbalar arkadaşlık kurmada ve arkadaşlığı sürdürme konusunda zorluklar yaşamaktadırlar. Arkadaş kurmadaki sorunlar eş/partner ilişkilerinde de kendisini göstermektedir. Bazı araştırmalarda kurbanların daha fazla oranda yalnız yaşadıkları, eş ya da partnerlerinin olmadığı gösterilirken, başka bir çalışmada kurban ve zorbaların, akran zorbalığında bulunmayan kişilere göre evli olma ve boşanma açısından fark göstermediği ancak sosyal ilişkilerinin bozulmuş olduğu bildirilmektedir.
Siber-zorbalık
Günümüzde elektronik eşyaların kullanımının giderek yaygınlaşması yeni bir zorbalık türü olan siber-zorbalığın ortaya çıkmasına neden olmuştur. Siber-zorbalık; kısa mesaj, elektronik posta, çevrimiçi sohbet odaları veya sosyal paylaşım siteleri gibi çeşitli elektronik araçlar vasıtasıyla gerçekleştirilen zorbalık türüdür. Siber-zorbalık, akran zorbalığını sadece okula sınırlı olmaktan çıkarıp, zorbalığın günümüzde her yerde ve her zamanda olabilmesine neden olmuştur.
Ergenlerde antisosyal internet kullanımı; interneti yasa dışı eylemler için kullanma (yasadışı ya da uydurma mallar, ürünler satma, pedofilik materyaller yayma, özel-izinsiz çekilmiş pornografik materyaller yayma), diğerlerine zorbalık (siberbullying-siber-zorbalık) etmek için interneti kullanma (tehdit etme, izinsiz çekilmiş ya da sohbet sırasında çekilmiş pornografi içeren materyalleri yaymak ya da yaymak ile tehdit etme, iftira atma), insanları dolandırmak ya da kandırmak için interneti kullanma, yasa dışı kumar oynamak için interneti kullanmayı içerir.
Siber-zorbalık bilgisayar, cep telefonu, tablet benzeri elektronik aletlerle bir akrana karşı yapılan saldırgan ve zarar verme amaçlı davranışları tanımlar. Geleneksel zorbalıktan farklı olarak siber-zorbalıkta kurban ve zorba arasında güç farklılığı bulunması gerekmemektedir. Elektronik ortamda çok kısa sürede geniş kitlelere ulaşan siber zorbalık davranışı sosyal medya ve internet üzerinden yayın yapan medya kuruluşları aracılığıyla bazen bütün dünyaya yayılabilmektedir ve siber zorbalığın kim tarafından yapıldığını tespit etmek oldukça zor olmaktadır.
Siber-zorbanın izini sürmek zordur ve bu nedenle siber-zorbalar bulunabileceklerine dair daha az korku yaşarlar ve daha da ileriye gidebilirler bununla birlikte siber-zorba kurbanda meydana gelen stresi de görmeyebilir. Siber-zorbalığın geleneksel zorbalıktan bir diğer farkı da akran zorbalığındaki zaman içerisinde tekrarlama özelliğinin çoğu zaman olmamasıdır. Siber zorbaların çoğunluğu kurbanlarını tanırken, kurbanların %60’ından daha fazlası kim tarafından siber zorbalık yaşadıklarını bilmezler. Siber kurbanlar kullandıkları elektronik aletlerin ellerinden aileleri tarafından alınabileceğini düşünerek genellikle siber-zorbalığı bildirip bildirmemek konusunda tereddüt yaşarlar. Siber-zorbalık okulda sıklıkla mesajlaşma yoluyla olur fakat kurbanlar bazı okullarda cep telefonu kullanımının yasak olmasından dolayı genellikle bunu öğretmenlerine ya da okul yetkililerine bildirmek istemezler.
Diğer zorbalık şekillerinden farklı olarak siber-zorbalıkta, saldırgan bilinmeyebilir ve bu saldırganın daha da cesaretlenmesi ve ileri gitmesine yol açar. Görüntü-materyal yayma dışında rahatsız edici, tehdit, küfür, hakaret, aşağılama içeren mesaj-mailler gönderme, tehdit ederek cinsel ilişkiye girme, cep telefonundan özel numara ile rahatsız etme olabilir.
Siber-zorbalık kurbanlarında depresyon, travma sonrası stres bozukluğu, akut stres tepkisi ve intihar girişimleri görülebilir.
Narsistik kişilik özellikleri (hak iddia etme, kendini üstün görme, diğerlerini kontrol altına alma isteği, altta yatan kendine güvensizlik) siber-zorbalık için risk faktörüdür. Davranışsal kontrol ve otoritenin olduğu ailelerde siber zorbalığa daha az rastlanmaktadır.
