ÇOCUK VE ERGENLERDE OBSESİF-KOMPÜLSİF BOZUKLUK (OKB)
Obsesif kompulsif bozukluk (OKB), kimi zaman istenmeden gelen, uygunsuz olarak yaşanan ve belirgin anksiyete ya da sıkıntıya neden olan, yineleyici ve sürekli düşünceler, dürtüler ya da düşlemler olarak tanımlanan obsesyonlar ile kişinin, obsesyona bir tepki olarak ya da katı bir biçimde uygulanması gereken kurallarına göre kendini alıkoyamadığı yineleyici davranışlar ya da zihinsel eylemler olarak tanımlanan kompulsiyonlarla karakterize bir anksiyete bozukluğudur. Obsesyonlar, tekrarlayıcı ve kalıcı fikir, düşünce, dürtü veya görüntülerden oluşurlar. Bunlar girici ve uygunsuz şekilde yaşantılanırlar ve önemli ölçüde kaygı meydana getirirler. Gerçek yaşam problemleri ile ilgili basit aşırı kaygılardan daha fazla rahatsızlık uyandırırlar. Kompülsiyonlar ise tekrarlayıcı davranışlar ya da zihinsel süreçlerden oluşurlar. Kişi bunları korku yaratan bir olayın etkisini azaltmak ya da kaygıyı azaltmak için yapmak zorunda hisseder.
Erişkinler kadar çocuklar da sosyal ve akademik alanlarda sıkıntı yaşamaktadırlar. Araştırmacılar, çocukluk ve ergenlik dönemlerinde görülen OKB’nin çocuğun akademik başarısını, sosyal işlevselliğini ve aile ilişkilerini olumsuz etkileyen, şiddetli bir bozukluk olduğunu belirtmektedirler. Bazı çocuklar, zorlayıcı düşüncelerini veya duygularını kaygıyla değil; tiksinme, rahatsızlık ya da “bir şeyler tam değil” gibi belirsiz duygularla ilişkilendirerek tanımlamaktadırlar.
Grados ve Riddle, çocukların obsesyon ve kompulsiyonlarının aşırı ve anlamsız olduğunun farkında olmamalarının, çocuklarda yüksek derecede içgörü, ritüelleri ortadan kaldırmaya yönelik güçlü istek ve varnolan belirtileri izleyip bildirmeye ilişkin yeteneğin olmamasından kaynaklandığını vurgulanmaktadır. Bu bakış açısının yanı sıra, Farrell ve Barrett, OKB’li çocukların zihinlerindeki zorlayıcı düşüncelerin, OKB’li ergen ve erişkinlere kıyasla daha az sayıda, daha az sıkıntı veren ve daha kontrol edilebilir nitelikte olduğunu vurgulamaktadır. Dolayısıyla çocukların zorlayıcı düşüncelerle ilgili olan üzüntü, endişe, kabul edilemezlik gibi duyguları, ergen ve erişkinlere oranla daha az yaşadığını ileri süren yazarlar; çocukluktan erişkinliğe doğru gidildikçe, zorlayıcı düşüncelerin daha sık, daha şiddetli ve dayanılması daha güç hale geldiğini belirtmektedir.
Başlama yaşı olarak çocukluk çağı (10-11 yaş) ve ergenliğin sonu – genç erişkinlik dönemi olmak üzere iki pik yapar. Ergenlik öncesi erkek çocuklarında daha sıktır..Eskiden daha nadir olduğu düşünülen rahatsızlığın çocuk ve ergenlerde çok sık görüldüğü (%2-4) ortaya konuldu.
Aşırı sorumluluk hissi, belli detaylara aşırı dikkat etme, belleğine güvensizlik (kontrol takıntıları), eylem-düşünce füzyonu (akıldan geçen düşünce gerçektir ve eylemle eşittir), “ya hep ya hiç tarzı düşünce”, mükemmeliyetçilik, felaketleştirme, en kötü olasılık ve senaryoyu düşünme, siyah beyaz düşünme, suçluluk düşünceleri gibi düşünce stilleri OKB oluşumuna yatkınlık sağlayabilir. Bilişsel davranışçı kurama göre obsesyonlar koşullanmış uyaranlardır ve anksiyete oluştururlar (ellerim kirli). Bu anksiyeteyi yok etmek için üretilen kompülsiyonların (el yıkama) işe yaradığı görüldükçe bunlat artarak kullanılır. Bilişsel görüşe göre OKB’de “gerçek dışı tehdit içeren değerlendirmeler” vardır. Sonuçta bu abartılı algılamalar büyük bir anksiyeteye ve anksiyete ise rahatlamaya ymbelik ritüellere, törensel davranışlara, kompülsiyonlara neden olur.
Küçük yaş grubunda OKB bulguları hakkında içgörü azdır ve bu yüzden semptom tetikleyebilecek durumlarda irritabilite, inatçılık gösterebilirler. Küçük yaş grubunda kompülsiyonlar ön planda olabilir.
Çocuk ve ergenlerde en sık görülen obsesyonlar; kirlenme ve bulaşma, kuşku duyma, kötü bir şey olacağı düşüncesi, hastalık-ölüm düşünceleri, seksüel/cinsel obsesyonlar, simetri-düzen takıntıları, din ile ilgili obsesyonlar, yasak ve saldırganlık, zarar verme obsesyonları, idrar-kaka kaçırma ile ilgili takıntılar, kendine ya da başkasına zarar verme korkusudur. Çocuk ve ergenlerde en sık görülen kompülsiyonlar; yıkama, kontrol etme, düzenleme-sıralama, sayma, dokunma, tekrarlama, biriktirme, zihinsel kompülsiyonlar, kararsızlık-yavaşlıktır.
Çocukluk ve erişkinlik dönemlerinde benzer içerikli obsesyon ve kompulsiyonlarla karşılaşılmasına rağmen, erken yaşlarda OKB tanısı alan çocuk ve ergenlerde, obsesyon ve kompulsiyonlar erişkinlerden farklı görülebilmektedir. Örneğin, çocukluk dönemi OKB olgularında, sıklıkla obsesyonların eşlik etmediği saf kompulsiyonlar görülebilmektedir. Bu kompulsiyonlar incelendiğinde; parmak yalama veya daireler çizerek yürüme gibi motor sistemle ilgili kompulsif belirtilerin, erken yaşlarda OKB tanısı almış çocuklarda daha sık görüldüğü saptanmıştır. Sonuç olarak çocuklarda görülen OKB belirtilerinin, erişkin olgularda görülen OKB belirtilerinden farklılaştığı temel noktalar: obsesyonların saf kompulsiyonlarla seyredebilmesi, belirtilerin kademeli olarak ortaya çıkması ve sinsice ilerlemesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Belirtilerin şiddetinde, yaş grupları arasında görülen temel farklılık ise kişinin yaşadığı sıkıntının süre açısından uzun olmasıdır.
Yetişkinler bu bulgularını genelde aşırı ve mantıksız olarak algılasalar da çocuklarda bu şart değildir. Küçük çocuklar genelde OKB semptomlarını mantıksız ve aşırı olarak görmezler. Küçük çocuklarda OKB inatçılık ve karşı gelme şeklinde kendini gösterebilir. OKB’si olan çocuklarda öfke atakları, kompülsiyonları engellendiğinde yada bölündüğünde olabilir
Aşırı mükemmeliyetçiliğe bağlı ödev ya da çalışmaların tekrar tekrar yapılması, mükemmel olmadığı sürece yapılan işe geri dönmeye karşı isteksizlik gibi nedenlerden dolayı ders başarıları düşebilir
Anoreksia dışında OKB’de yeme reddi yada kısıtlılığı; bulaşla ilgili korkular, tuvalete gitmek istememe, aşırı el yıkamaktan kaçınma, aşırı koku ya da tat hipersensivitesi, çok kolay öğürme ve bulantıya yatkınlık tabaktaki yemeklerin düzeni ile ilgili takıntılara bağlı olabilir. Temizlik kompülsiyonlarına bağlı ellerde dermatit olabilir gene bu obsesyonlara bağlı olarak defekasyon ardından defalarca temizlenme, çok fazla sabun, mendil kullanma, sürekli kıyafet değiştirme, okula gitme istememe, dışarıda tuvalete gidememe, okul reddi görülebilir. Zamanla çocuklarda obsesyon ve kompülsiyonların içerik ve şekli değişir Ergenlerde en sık görülen obsesyonlar bulaş korkusu, kendisi ve sevdiklerinin güvenliği ile ilgili korkular, tam doğruluk ya da simetri ve dinsel takıntılardır.
Erişkinlerde ve Tourette Sendromu (TS) olanlarda (motor ve vokal tiklerin birlikte olması) cinsellik ve saldırganlık obsesyonları daha fazladır. Ergenlerde en sık görülen kompülsiyonlar sırasıyla temizlik ritüelleri, tekrarlayıcı eylemler (yapma-bozma) ve kontrol etme davranışlarıdır
Zihinsel ritüellerin en sık görülenleri, içinden dua okumak, tekrarlama, sayma, bir şeyi tam doğru olana-hissedene kadar düşünme ya da gözünü dikip bakma gibi davranışlardır Bazı çalışmalarda cinsel-dinsel obsesyon ve kompülsiyonların kötü prognoza yol açtığı söylense de, nerdeyse tüm çalışmalarda biriktirme-istifleme kompülsiyonları olan çocuklarda kötü prognozun olduğu gözlenmiş. Biriktirmesi olan hastalarda özellikle psikoz gelişimi açısından takip önemlidir ve gene bu hastalara antipsikotik tedavi eklenmesi genelde daha sıktır. Zaten son yıllarda biriktirme-istifleme bozukluğu OKB’den ayrı bir bozukluk olarak ele alınmaktadır.
Son 5-6 yıla kadar puberte öncesi başlangıçlı OKB’nin (erkek olgularda daha sık) daha kötü prognozlu olduğuna kesin gözüyle bakılsa da son çalışmalar bunu doğrulamamaktadır. Ergen başlangıçlı, kız olgular daha tehlikeli olabilirler. Obsesyonları ön planda olanlar tedaviye daha dirençli olabilirler. Cinsel obsesyonları olanlar daha ağır seyredebilirler ve daha depresif olabilirler. İçgörü azaldıkça gidişat ve tedavi uyumu daha kötüdür.
OKB ile ilgili dört ana bulgu kümesi içinde;
- Simetri-Düzenleme (Sayma, Tekrarlama)
- Yasak Düşünceler (Kontrol, Seksüel, Dinsel, Agresyon, Zarar Verme)
- Kontaminasyon-Temizlik
- Hoarding (Biriktirme) yer alır
Amerikan Psikiyatri Birliği sınıflaması DSM 5’e göre OKB’deki klinik boyutlar içinde;
1- Temizleme-Bulaş (kadınlarda fazla)
2- Simetri-Düzenleme-Sıralama (Tourette sendromu, otizm spektrum bozukluğu, ve erkeklerde sık)
3- Tabu ve Yasak Düşünceler (özellikle Tourette sendromunda dinsel-cinsel düşünceler, erkek)
4- Zarar Verme veya Görme, Kontrol (Tourette sendromu) yer alır.
OKB ve infeksiyon hastalıkları
Pediatric Acute Onset Neuropsychiatric Syndrome/Pediatric Akut Başlangıçlı Nöropsikiyatrik Sendromda (PANS) (A grubu beta hemolitik streptokok, Varicella zoster, Lyme, Mycoplasma pneumanie, Enterovirusler , Influenza, EBV’ye ikincil olabilir) OKB, tikler, anorektik bulgular, diğer kısıtlayıcı yeme sorunları, hareket bozuklukları, gelişimsel regresyon, psikotik bulgular, duyusal hipersensivite, disgrafi, sakarlık, pollaküri gibi bulgular görülebilir. PANS’ın tanı geçerliliği konusunda tartışmalar vardır.
Epidemiyoloji
6 yaşın altındaki çocuklarda kurallara sıkı sıkıya bağlılık, simetri ile ilgili uğraşlar eşyaların tam yerinde olması gibi geçici dönem özelliklerini OKB’den ayırt etmek güç olabilir. pediatrik OKB prevelansı 2-4% arasında bulunmuştur. Erişkin OKB’de %80 başlangıç çocukluk döneminde olur. İnsanların %20-30’da OKB bıyutunda olmayan obsesif kompülsif düşünceler olabilir. Bazı çalışmalarda ise çocuk ve ergenlerde eşik altı OKB’ye %4-19 arasında rastlanmaktadır. Kız ve erkekler eşit oranda rahatsızlansalar da, erkek çocuklarında daha erken yaşta hastalığın başlaması daha yaygındır. Kız çocuklarında ergenlikte, erkek çocuklarında ergenlik öncesinde başlangıç daha fazladır. Gene erkek çocuklarında erken başlangıç yanında ailelerinde OKB veya Tourette Sendromu olma olasılığı daha fazladır.
Bazı çalışmalara göre ise erişkin OKB’lerin 33-50%’de semptomların ya da hastalığın başlangıcı çocukluk döneminde olur. OKB’de pek çok alt grup fikri ortaya atılmıştır: “tikle ilişkili”-“ilişkisiz”, “ailesel”, “ailesel olmayan”, “siklotimik-epizodik”, “immünolojik kökenli” gibi, bir diğer alt grup da “dürtüsel OKB”dir. Bu kişiler obsesif-kompülsif-dürtüsel spektrum devamlılığında yer alırlar ve bu kişilerde Tourette sendromu ve dikkat eksikliği hiperajtivite bozukluğu (DEHB) komorbiditesi sıktır
Tourette Sendromu, OKB ve DEHB komorbiditesinde genellikle en önce başlayan bulgular okul öncesi hiperaktivite sonra dikkat sorunları, sonra motor ve takiben vokal tiklerdir. Sıklıkla OKB bulguları daha geç başlasa da tikler yerine hayat boyu devam eden bozukluk OKB olur.
OKB gelişiminde önemli olan kişisel özellikler ve risk faktörleri arasında;
- Belleğe güvensizlik
- Mükemmeliyetçilik
- Katı-rijid düşünce paterni
- Aşırı sorumluluk hissi
- Başarıya aşırı önem verme
- Ya hep ya hiç düşünme tarzı
- Felaketleştirme
- Aşırı genelleme
- Başarısızlıklara odaklanma
- Başarılı olursa sevileceği inancı
- Büyüsel düşünce ve batıl inançlara yatkınlık
- Eylem-düşünce füzyonu (akıldan geçenleri gerçekmiş gibi algılama)
- “Thought action fusion” (TAF) (düşünce-eylem füzyon) modeline göre, OKB’li hastalar zarar verici düşünce ve eylemleri düşünmekle bu olayların gerçekleşmiş olmasını nerdeyse bir tutarlar
- Belirsizliğe tahammülsüzlik
- Düşük yenilik arayışı, değişikliğe direnç, rutinlere bağlılık
- Dikkati bir başka alana kaydırabilmede bir bozukluk ve azalma
- Dikkat ve bellek süreçlerinde yanlı ve seçici bir işleyiş ve bu yanlılığın obsesyon ve kompülsiyonlarla ilişkili tehdit edici uyarıcılara daha fazla yönelik olması
- Dikkatin belli bir düzeyde-bölgede aşırı yoğunlaşması
- Ayrıntıya odaklanma
- Genele odaklanamama
- OKB’de lokal uyarılara aşırı odaklanma olabilir
- OKB’de belki de detaylara aşırı dikkat (odaklanma) sonucunda bütünü algılamada sorun yaşanıyor olabilir ve belkide patolojik aşırı odaklanma ile giden kognitif aktivite sonucunda obsesyonlar oluşuyor olabilir
- OKB’lilerde istemli-kontrollü dikkat, spontan kendilik iradesiyle karar almada, davranışlarda esneklikte sorunlar oluşuyor olabilir
- OKB’si olan insanların zarar ihtimali ve zararın ağırlığıyla ilgili aşırı uğraşları vardır
- OKB’li çocuklar da bir tehdit karşısında, akranlarına göre zararın şiddetini abartma ve zarardan kendini aşırı sorumlu tutma hissini yaşarlar
- Hiç anksiyete olmasını istememe, hiç negatif düşünce aklıma gelmesin gibi gerçek dışı istekler OKB gelişimi ile ilişkili olabilir
- Hep alarme kalırsam başıma kötü şeylerin gelmesini engelleyebilirim (davranış deneylerinde çalışılmalı) tarzı düşünce tarzları
- Düşünceye aşırı önem atfetme
- Her düşünceyi doğruymuş gibi kabül etme
- Duyguları kabül etmeme, duyguları zararlı görme
- Düşünmemeye çalışma
- Her şeyi kontrol etme ihtiyacı
- Kontrolü kaybetme korkusu
OKB gelişimi ile ilişkili olabilecek ebeveynlik stilleri
- Kaygının yoğun ama duygusal yoğunluğun ve sıcaklığın az hissettirilmesi
- Aşırı talepkar ebeveyn tutumları
- Aşırı koruyucu-kollayıcı ebeveyn tutumları
- Beklentinin aşırı hissettirilmesi
- Çocuklarının becerilerine daha az güvenme, çocuklarının problem çözme becerilerini küçümseme
- Aşırı gergin-kaygılı ebeveynler
- Aşırı sorumluluk sahibi ya da aşırı sorumsuz ebeveynler (role reversed attachment disturbance)
- Aşırı, yaşına uygun olmayan sorumluluk verilmesi
- Kaçınma tarzı problem çözme becerilerini destekleyen ebeveynler
- Çocuğun kaygılarına ortak olan ebeveynler
- Kendi kompülsif, kaçınan tarz ve aşırı güvenlik sağlayıcı problem çözme becerilerini çocuklarına dayatmak
- Din, kültürel değerler, batıl inançlar ve titizliğe aşırı derecede önem veren anne-babalar
- Çocuğun güvenlik sağlayıcı sorularına sürekli yanıt veren ebeveynler
Obsesif Kompülsif Spektrum Bozuklukları (OKSB)
Hollander’a göre OKSB’ler 3’e ayrılır;
1-Beden İmajı-Bedenle İlgili Aşırı Uğraşlar-Vücut Ağırlığıyla İlgili Kaygılarla İlgili Bozukluklar: hipokondriasis-sağlık anksiyetesi bozukluğu, beden dismorfik bozukluğu, anoreksia nevroza, tıkınırcasına yeme bozukluğu, depersonalizasyon bozukluğu.
2-Dürtü Kontrol Bozuklukları: patolojik kumar, cinsel bozukluklar (kompülsif cinsellik, parafililer), trikotillomani, deri yolma-koparma bozukluğu
3-Tekrarlayıcı Davranışlarla Giden Nörolojik Bozukluklar: PANDAS, otizm, Tourette sendromu, Syndenham koresi
Başka bir görüşe ise ek OKSB’si olanlar gene 3 farklı gruba ayrılırlar;
1-Reward Deficiency (Ödül Eksikliği) Olanlar: trikotillomani, Tourette, patolojik kumar, hiperseksüel bozukluklar (bu hastalarda da erken OKB tanısı artı tik gelişimi sık olabilir)
2-Dürtüsel Grup: kompülsif alışveriş, kleptomani, yeme bozuklukları, kendini yaralama davranışı ve aralıklı patlayıcı bozukluk (kadınlarda, ve cinsel istismar öyküsü olanlarda daha sık görülebilirler)
3-Somatik Grup: beden dismorfik bozukluğu, hipokondriasis, anorexia nervosa (bu olgularda içgörüsü az OKB sık)
Çocuk ve Ergenlerde OKB’de Komorbidite-Eştanı-Birlikte sık görülen psikiyatrik bozukluklar, ayırıcı tanı
- Tik Bozuklukları ve Tourette Sendromu (TS); Pediatrik OKB’deki tik semptomları bir çok çalışmada 20 ila 59% arasındadır. Bazı klinisyenler OKB’yi “tikle ilişkili OKB” ve “tikle ilişkisiz OKB” diye ayırırlar. Tikle ilişkili OKB daha erken başlangıçlıdır, oğlan çocuklarında daha sıktır ve SSRI’lara tek başına daha az yanıt verir. Saf OKB’lilerin aksine, TS’lilerin OKB’lerinde saldırganlık obsesyonlarıyla ilişkili dürtü kontrol sorunları olabilir. Gene tik ve TS ilişkili OKB’si olanlarda DEHB, trikotillomani, beden dismorfik bozukluğu,sosyal fobi ve bipolar afektif bozukluk riski daha yüksektir. Tik bozuklukları ile giden OKB’lilerde duyusal fenomen, vücutsal duyum, somatik obsesyon, iç ses, şiddet ve cinsellikle ilgili girici tarzda görüntü ve düşünceler, sayma, biriktirme-istifleme, tekrarlayıcı davranış, dokunma, sürtme, tik benzeri kompülsif davranış, tam-doğru olduğunu hissetme zorunluluğu algılarına daha sık rastlanır. Tourette sendromu artı OKB’de öfke kontrolsüzlüğü ve impülsivite sıktır.
- Anksiyete bozuklukları; özellikle ayrılma anksiyetesi bozukluğu, yaygın kaygı bozukluğu eş tanısı sıktır ama bazen ayırıcı tanı da zor olabilir
- Duygudurum bozuklukları; 20% ila 73% arasında değişen oranlarda unipolar majör depresif bozukluk, genelde OKB üzerine eklenir. OKB’si olan çocuklarda depresif bozukluk sırasında genelde OKB belirtileri artar ama bu kural değildir. OKB iyileşme döneminde de savunma mekanizmalarındaki değişmeler nedeni depresif duygudurum artabilir. OKB ve depresyonu olan ergenlerdeki öz kıyım girişimleri ve antidepresanlarla tetiklenmiş hipomani oranları, sadece depresyonu olan ergenlere göre belirgin olarak daha yüksektir. OKB ne kadar erken başlangıçlıysa, bipolarite riski de o kadar fazla artmaktadır. OKB ve bipolar bozukluğun birlikte olduğu bulgu profili incelendiğinde, çocuk ve ergenlerde filozofik, metafiziksel ve garip içerikli obsesyonların daha sık olduğu bulunmuştur. Siklotimik OKB’den bahseden klinisyenler vardır. (genelde depresif dönemde OKB bulguları artar ama daha az sıklıkla tersi de olabilir). OKB artı OSB özellikleri olanlarda şizoafektif bozukluk ve bipolar afektif bozukluk gelişme riski daha fazla olabilir. OKB’ye eşlik eden DEHB olgularında bipolar gelişme riskinin dah fazla olup olmadığına dair daha fazla çalışma olmalıdır.
- Otizm spektrum bozuklukları (OSB), geniş fenotip OSB; OKB’lilerin %2.7’de Asperger Sendromu bulan çalışmalar vardır. OSB’de sıklıkla sözel anlatım ve dil gelişimi de geri olduğundan tekrarlayıcı davranışlarının OSB’ye bağlı stereotipi mi, tik mi, kompülsiyon mu? olduğunu ayırt etmek güç olabilir. Birinci derece akrabalarında OKB’si olan YGB’li çocukların, aynılıkta ısrar, kurallar konusunda aşırı katılık, stereotipi gibi obsesif-kompülsif benzeri semptomları SSRI’lara daha iyi cevap verir. Asperger ve yüksek işlevli otizmde ergenlikteki kısıtlı ilgi alanları, erişkinlikte yerini aynılıkta ısrar, değişime direnç ve OKB bulgularına bırakabilir. Otistik bozukluklardaki ritüeller ve kompülsiyonlar, OKB’deki gibi her zaman kaygıyı azaltmaya yönelik olmayabilir. Otizm’deki OKB’de (CY-BOCS-PDD) temel OKB bulgularına ek olarak ekolali, dokunma paternleri (döndürme), uygunsuz kompülsiyonlar (aşırı mastürbasyon, cinsel bölge ile oynama) yer alır. Bu bulgular ilaç kombinasyonlarına yanıt verebilir. Otizmdeki OKB’de yasak düşünceler (agresyon, kontrol, cinsel, dinsel), somatik bulgular daha az, simetri, tekrar etme, biriktirme-istifleme, sayma, düzenleme daha fazla olabilir ayrıca otizmde kompülsiyonların genelde kaygı giderici özellikleri pek belirgin olmayabilir.
- Trikotillomani (TTM); patolojik saç, kıl, tüy kopartması olan trikotillomanili çocuklarda artmış OKB oranları vardır. OKB ve trikotillomani beraber olduğunda çocuklarda SSRI ve bilişsel davranışçı terapiye daha az yanıt alınır ve OKB semptomlarında gerileme şansı daha yüksekken, saç-tüy-kıl kopartmadaki azalma daha az tatmin edicidir
- Yıkıcı Davranım bozuklukları; OKB’li çocukların 25% ila 50%’de dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) ve/veya karşıt olma-karşıt gelme bozukluğuna’na (KOKGB) rastlanıyor olabilir ayrıca DEHB’lilerin %8-10’da OKB olabilir. DEHB benzeri belirtiler (irritabilite, hiperaktivite, dikkat eksikliği, ders başarısındaki düşüklük..) OKB yani anksiyeteye bağlı olabilir. Böyle bir durumda DEHB ek tanısı konulmamalıdır. Çocuğun karşıt gelme belirtileri sadece OKB semptomlarıyla ilişkileyse (kompülsiyonları bölündüğünde mesela) KOKGB ek tanısı konulmamalıdır. Küçük çocuklarda KOKGB ayırıcı tanısı zor olabilir ama OKB ve KOKGB birlikte ise gidişat ve tedavi yanıtı kötüdür. DEHB’si olanlarda kompansatuar OKB bulguları gelişebilir. Eş tanı durumunda önce OKB sonra DEHB tedavi edilmelidir, OKB’deki aşırı bilişsel yükü dikkat bozukluğundan ayırmak zor olabilir ayrıca DEHB tedavisinde sıjkıkla kullanılan stimülanlar OKB semptomlarını kötüleştirebilir.
- Alkol ve madde kullanım bozukluğu; OKB geç ergenlik ve genç erişkinlikte alkolizm ve madde kullanım riskini arttırabilir.
- Anoreksia nervoza; Yeme bozukluklarından anoreksia nervosa, OKB ile daha yakından ilişkilidir. Anoreksia nervozası olanların 37%’de yaşam boyu OKB tanısı vardır. Anoreksia nervosa’da ayrıca ek OKB’den ziyade, obsesif-kompülsif kişilik özellikleri ve mükemmeliyeyçilik de vardır. Yeme bozukluklarında genel olarak OKB sıklığı 8 kat artmıştır
- Beden Dismorfik Bozukluğu (BDB); Beden dismorfik Bozukluğu olanların içgörüleri daha az ve daha sanrısal olma eğilimindedirler, gene OKB’ye göre daha fazla intihar düşünceleri, daha sık majör depresif epizodları ve daha fazla madde kullanım öyküleri vardır. Bazen beden dismorfik bozukluğu, ergenlik aşırı beden uğraşı, OKB, hipokondriazis/sağlık kaygısı bozukluğu ve somatik tip sanrısal bozukluğun sınırlarını çizmek ve ayrıcı tanısını yapmak zor olabilir. OKB ve BDB’da kompülsiyon-ritüeller anksiyeteyi azaltmak için yapılır ve kompülsiyon sırasında haz alma yoktur (TTM ve Piromani’de tam tersidir)
- Kleptomani; patolojik çalma, değersiz şeyler çalma, dürtüsel, obsesif, kompülsif özellikler barındırır
- Piromani; ateşe aşırı ilgi, kundaklama dışı patolojik yangın çıkarma, fetişistik, dürtüsel, obsesif, kompülsif yanları vardır.
- Parafililer
- Psikoz-Şizofreni; Obsesif-kompülsif semptomların bizar olduğu, içe kapanmanın olduğu, iç görünün olmadığı, ileri derecede işlevsellikte yıkımla gittiği durumlarda, psikoz ayrıcı tanısı akla gelmelidir. OKB’de obsesyonel endişe dışında, düşüncede gerçekten kopuş olmaz. Şizoobsesif bozukluk ve içgörüsüz OKB ayrımını yapmak zordur. (DSM-5’de “iç görünün olmadığı OKB alt tipi” ile tam olarak” Şizoobsesif bozukluk” mu tasvir edilmektedir açık değildir).
Çocuk ve Ergenlerde OKB tedavisi
OKB tedavisinde psikoterapi (davranışçı tedavi, bilişsel davranışçı terapi, kabül ve kararlılık-adanmışlık tedavisi) ve psikofarmakolojik tedaviler yer alır. İçgörünün az olduğu veya daha ağır durumlarda birden fazla psikiyatrik ilaç kullanımı gerekebilir. Aileler çocuklarındaki OKB’nin ağırlığının farkında olmayabilirler veya çocuklarında bu bulguların bu kadar sıkıntıya yol açtıklarının farkında olmayabilirler. OKB çocukluk ve ergenlik döneminde tedavi edildiğinde kronikleşme ve yetişkinliğe sarkma olasılığı azalmaktadır ya da tam olarak gerilemese bile kişinin hayatını çok daha az etkiler boyuta gelebilmektedir. Psikiyatrik ilaç ve psikoterapi yöntemleri birlikte kullanılabilirler. Aile danışmanlığı da ileri derece de önemlidir.
